Çok akıcı bir roman. Kısa sürede bitirebilirsiniz. Basit bir aşk hikâyesini konu alıyor. Aslında kitabın biraz uzatılmış olduğunu düşünüyorum. Belki de romanın yarısı kadar bir metinle de aynı romanı yazmak mümkündür. Ama yine de boş vakit öldürmek için okunabilecek, duygu yüklü bir kitap. Aşk romanı severlere tavsiye ederim.
Romanın incelemesine gelirsek, bu noktadan sonrasını kitabı okuyanların okumasını tavsiye ederim.
Roman, ilk yarısında Yıldız ile Umut’un aşkını konu almaktadır. Karakter olarak Umut’un oturmuş bir kişiliği vardır. Net kararlar alır. Yıldız’ın ise silik bir kişiliği vardır. Bir karar almak için hemen “mahşerin dört atlısı”na başvurur. Ancak Yıldız bu silik kişiliğine rağmen Umut’a çeşitli şeyler dayatır. Örneğin cumaya gitmesini ister. Umut ise bunu reddeder ve gerekçesini de şöyle açıklar: “Sen istediğin için namaz kılarsam şirke girmiş olurum.” Bu ve benzeri tespitleri Umut’un zekasını ve tecrübesini bize göstermektedir. Açıkçası bunun gibi davranışları yüzünden Yıldız’ı pek sevememiştim. O yüzden Levent’le evlenmeleri Umut için bir kurtuluş niteliği taşıyor. Hem onun kenara çekilmesi ile Handan’ın, yani Umut’un çocukluk aşkının yolu açılmış oldu. Romanda çok fazla tesadüf unsuru var gibi: Sevim’le karşılaşmaları, Handan ile karşılaşmaları gibi olaylar bana çok tesadüfi geldi. Bir de Yıldız ile Umut ne ara dört yıllık sevgili oldular anlamadım. Açıkçası bir insanın eski sevgilisi için, üstelik kendisini terk eden biri için dört yıllık ilişkisini bitirmesi çok saçma bir durum. Her neyse, Yıldız Umut’u hak etmiyordu zaten. Hem Handan gibi erdemli ve güzel bir kadın varken Umut Yıldız’ı ne yapsın?
Gelelim romanın sonuna. Bence yazar, Handan’ı kendi elleriyle öldürmek istemediği için romanı açık uçlu bırakmış.