tîn

tîn
@DEVRIMTIN
İzliyor, okuyor ve yazıyorum. Savrulmaktan kurtulamıyorum ama yaşamaya katlanmaya çabalıyorum. Ve buraya izlenimlerimi bırakıyorum.
"Çocuklarınız şimdi kaç yaşındalar?" Sanki umurunuzda. Benim çocuklarımın yaşı yok. Mathieu'nün yaşı yok, Thomas da yüz yaşlarında olmalı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Televizon için hakkında bir belgesel hazırladığım ressam Edouard Pignon'un bir anekdotunu hatırlıyorum. Zeytin ağaçlarının gövdelerini resmederken bir çocuk geçiyormuş; tablosuna baktıktan sonra, ona: "Bu yaptığın hiçbir şeye benzemiyor" demiş. Pohpohlanan Pignon: "Bana en güzel iltifatı yaptın, başka hiçbir şeye benzemeyen bir şey yapmaktan daha zor bir şey yoktur." Çocuklarım kimseye benzemiyorlar. Sürekli diğerlerinden farklı olmaya çalışmış birisi olarak bu durumdan memnun olmalıydım.
Engelli bir çocuğun ölümünün insanı daha az üzdüğünü düşünmemek gerek. Böyle bir çocuğun ölümü, normal bir çocuğun ölümü kadar üzücüdür. Hiç mutlu olmamış, dünyaya sadece acı çekmek için ufak bir gezinti yapmaya gelmiş olan birinin ölümü korkunç bir şeydir. Bir gülümseyişinin anısını saklamak bile çok zor.
zavallı Mathieu
Omurgasındaki eğrilik arttı, yakında nefes alma sıkıntılarına yok açacak. Omurgasını düzeltmek için riskli bir ameliyat geçirmesi gerekiyor. Risk aldık, tamamen doğruldu. Üç gün sonra, ölüverdi. Sonuç olarak, gökyüzünü görmesini sağlayacak olan ameliyat, başarılı oldu.
Küçük kuşlarım, hayatımın en önemli anlarını oluşturan şeyleri asla bilemeyecek olmanızı düşünmek beni üzüyor. Dünyanın bir tek kişinin etrafında döndüğü, sadece bu bir tek kişi için var olduğumuz, ayak seslerini, konuşmasını duyduğumuzda titrediğimiz, onu gördüğümüzde elden ayaktan kesildiğimiz o olağanüstü anları. Sarılırken onu incitmekten korktuğumuz, onu öperken yanıp tutuştuğumuz ve etrafımızdaki dünyanın bulanıklaştığı anları. Tepeden tırnağa sizi saran, altüst eden, taşınmadan, elektrik çarpmasından ya da infazdan daha beter olan bu zevkli ürpermeyi asla tadamayacaksınız. Sizi darmadağın eder, hayatınızı altüst eder, sizi aklınızı kaçıracağınız ve buz keseceğiniz bir girdabın içine sürükler. İçinizi kıpır kıpır ettirir, yüzünüzü yakar, kızarmanıza neden olur, tüylerinizi diken diken eder, kekelettirir, ağzınıza geleni söylemenize yol açar, sizi güldürüp ağlatır. Çünkü ne yazık ki, benim küçük kuşlarım, siz birinci tekil şahısta ve şimdiki zamanın haber kipinde, birinci grup fiillerden "sevmek"i asla kullanamayacaksınız.