Dnstrgt

Dnstrgt
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Film bitmiş de herkes salondan çıkarken aklı son sahneye takılı kalmış, koltuğunda çakılı adam ruhuyla baktım.
Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri’nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine.
Yatağıma ayakkabılarımı bile çıkarmadan yığıldım ve uludum. Acı tarifsizdi... fiziksel, zihinsel... metafiziksel... her yerdeydi ve iliklerime kadar süzülüyordu. Keder. Bunun adı kederdi ve kendi ellerimle buyur etmiştim. Bedenimin derinliklerinden, dudaklarını küçümseyici bir gülüşle büken içimdeki tanrıçadan pis ve davetsiz bir düşünce çıkageldi. Bir kemer darbesinin yakıcı ısırığı bu yıkımın yanında hiç kalırdı. Çaresizlik içinde, inik folyo balonuma ve Taylor’ın mendiline sımsıkı sarılıp kıvrıldım ve kederime teslim oldum.