Yıllar önce aldığım bu seriyi son kitabının geç çıkmasından dolayı tekrar okudum. Benim için iskence gibi geçti. Yani kitaptaki Jay sullivan hayranligi ve betimleme fazlalığı bana resmen kafayı yedirtti. Ya tamam anladık yakışıkli herif de bunu mala anlatır gibi her sayfada yazıp betinlemezsin. Bir dünya laf kalabalığı. Saati doldursun diye sahnelere boş bakışlar koyup müzikli klipler corbalayan türk dizilerine benzemiş. Şöyle örnek vereyim iki kişi konuşuyor. Biri soru soruyor cevap verecek kişi yarım paragraf sonra soruyu cevaplıyor. Yok işte bakışları kasları sexiligi iviri ziviri derken bir sayfada tamamlanacak diyalog bir bölüm sürüyor. Deli etti beni artık betimlemeleri değil direk diyalogları okudum. Jay sullivanin yakışıklıligini betimleyen cümleleri okumadığım için birşey kaybettiğimi düşünmüyorum.
Diyalogların yapayliğina değinmek bile istemiyorum. Cringe komasına soktu. Yani hikayedeki kurtadamlar, cadılar bile yazılan diyaloglardan daha inandırıcıydi.
Bir de eğer kızlar şiddet eğilimli sosyopatlardan hoslaniyorsa ben onların kafasına.... Neyse. Abi adam sana vuramadigi için dolabı kapıyı yumrukluyor sen de Yaaaa o kadar karizmatik ve kaslı ki diyorsun. Allah'ım çıldıracağım.
Ya saçmalamayın lütfen ya sana mal gibi davranan sana sinirinden nesneleri yumruklayan birini sevemezsiniz sevmemelisiniz. Akıllı olun. Yarın kapı masa başka bir gün sen. Şiddeti güzelleştirmeyelimm lütfen . Sırf birisi yakışıklı diye bu tarz durumları normallestirmeyelim. Ya kız bu tarz eğilimi olan birisine tavır alıp uzaklassa kitapla bir derdim yok. Ama bu tavirlarina daha da aşık olması iğrenç gerçekten.
Aynı olayların tekrar tekrar önümüze çıkması da tembel senaryo mantığı.
Daha birçok konu var ama bu bile benim için kitabın okunurken sinir krizi geçirmeme yetti.
Tek güzel