Sevgili gençler!
İstiklal Savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni, çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.
Nesrin’in kapalı bir zarf içinde yolladığı kartpostal Faruk’a ulaştı. M. Kemal Paşa ile muzaffer komutanları gösteren çok güzel bir anı kartı yollamıştı.
“Seni zafer ve barış kadar seviyorum “
Mustafa Kemal Paşa, Eskişehir’i en son terk edecek istihkâm subaylarına;
“Üzülmeyin çocuklar. Ordu yaşıyor. Önemli olan bu. Demiryollarını onarılamayacak gibi tahrip etmeyin. Sonra uğraşmayalım.Çünkü nasıl olsa düşmanı mahvedip bu yoldan geri geleceğiz.”
Son cümleyi o kadar inançla söylemişti ki ezgin subayların duruşları bile değişti.
...
Sabah İstanbullular, Kızılay'ın çağrısına uyarak para yardımı yapmak üzere gazetelerde sıraya girdi. İleri gazetesinin dar idarehanesine sığmayanların büyük kısmı, dışarıda kalmıştı.
....
İçerde, daha afyonu patlamamış olan huysuz idare memuru, bir deftere, söylene söylene, bağış yapanın adını ve bağış miktarını yazıyordu.
'' Kahveci Ali, 100 kuruş ''
'' Eskici Yusuf, 50 kuruş ''
'' Hallaç Asım, 75 kuruş ''
'' Bakkal Ahmet, 100 kuruş ''
'' Terlikçi Adem, 200 kuruş ''
Sırada, küçük, cılız bir oğlan vardı. Bir önceki bağışçının çocuğu sanan memur, öfkeyle, yürüyüp yol vermesi için işaret etti. Ama çocuk yürümedi, büyük bir ciddiyetle, bütün servetini çıplak masanın üzerine bıraktı :
'' Hasan, 5 kuruş.''