AhmetRA

10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2020 11:18
Grogoriy Petrov bu eserde okuyuculara devlet nasıl yönetilir, cahil toplumlar nasıl eğtilmeli , her insan ülkenin gelişmesi için potansiyel oluşturduğu hakkındaki fikirleri bize Finlandiya örneği üzerinden veriyor Finlandiya; İsveç boyunduruğu altında yaşamakta olan bi ülkedir. İsveçlilerin adaletsiz yönetimleri Fin halkına özgürlük kısıtlamaları Finleri Rusya ya bağlanma kararına yitmiştir Rusya ya bağlı bi Finlandiya daha özgür hareket ediyordu ama tam bağımsız değildi çünki tam bağımsız bir Finlandıya olanilmek için İsveç ve Rusya ile baş edecek kültür , ahlak , eğtim, sanat anlayışı oluşması gerekiyordu bu anlayışı gerçekleştirecek olanlar da Snelman ve beraberindeki aydın isimler olacaktı. Eşsiz güzellikte bi eser olan Beyaz Zambaklar ülkesi benden 10 puan almayı başardı. Eser özellikle devlet kademesinde önemli görevlere gelmiş kişilerin akıl hocası olabilecek nitelikte. Atatürkün de okutulmasını tavsiye etmiş olduğu eser kurtuluş savaşı döneminde Atatürkün de bu eserden faydalanmış olabileceği fikrini akıllara getiriyor.
Siyaset
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Elma Yayınevi · 2015124,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

AhmetRA

, bir kitap okudu
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2020 13. kitabı
Grigory Petrov
8.4/10 · 124,8bin okunma
Ülkede çalışan , üreten her insan bir değerdir. Bu kişinin yediklerini, içtiklerini, tüketimini hesaplayınız ! Akıllıca yetiştirilen her insan ülkeye neler kazandırabilir bir düşününüz! Bir de üretmeden tüketenlerin , sarhoşların , asalakların maliyetini düşününüz!Eğer halkımız eğtim görmüş olsaydı, bu insanların her biri ülke için, millet için çalışan, üreten bir güç kaynağı olurdu.
Sayfa 88
Robinson diyor ki :”Bitkin , hastalikli beyinlerin uydurdugu saçmaliklari bir tarafa atiniz!Bir defa bana bakiniz! Benim örnegim gözlerinizin önünde ! Firtina gemiyi parcaliyor, cevremde degil bir yurt parcasi, üzerinde yasanacak kücük bir ada bile yok. Her taraf amansiz dalgalarla, denizlerle dolu...Bütün yolcular bogulmus...Yalniz basina genc bir cocuk kurtulmus , bir tahta parcasi üzerinde...Dalgalar onu sürüklüyor, issiz bir adaya atiyor...Kendisi aç, çiplak...” Bu çocuga ne oldu aceba dersiniz ? Aceba pismanliktan öldü mü, yoksa çaresizlikten, üzüntûsünden intihar mi etti? Robinson, batan gemiden kurtarabildigi seyleri adaya zar zor sürüklûyor. Adada önce kendisine barinak yapiyor, sonra bugday ekiyor, yaban kecilerini evcillestiriyor.En son olarak da adaya gelen yerlilerin birini yakalayip kendi yardimcisi yapiyor. Kisacasi o uzak adada yerlesik, Düzenli bir hayat kuruyor. Hem de tek basina...Genç bir çocuk ... Issiz bir adada... Sonra konuşmacı sunları ekledi: “Ey Fin kardeşler ! Milletimizi oluşturan 2 milyon Fin, bu Robinson denen çocuktan daha mı güçsüz , daha mı iradesiz , daha mı akılsızdır!”
Sayfa 73
“Aydin olmak demek ; modaya uygun elbise , sapka, kolali gömlek giyinmek demek degildir.Aydin kesim halkin beyni sayilir.Halkimiz sizleri iyi bir egtim aldiktan sonra yüksek gelir elde etmeniz, geceleri eglenmeniz icin o konumlara getirmwmistir.Böyle davrananlar gerçek aydin olamazlar! Onlar yozlasmislardir.” (Snelman )
Sayfa 22