Bir şehir var, Adana şehiri. Safi sırçadan, tiril tiril yanar gece gündüz. Aynen güneş gibi. Onun içinde gezersin.
Evlerin araları, onlar sokak derler adına, cam.gibidir. Balı dök yala.
Trenler gelir gider. Denizin üstünde bir köy kadar vapurlar yüzer.
Dünyanın öteki ucuna gider. O da güneş gibi yanar.
Birkaç gün yağmur ara verdi. Islak taşların, kayaların,
ağaçların, toprağın üstünde güneş parlıyordu. Ortalık usuldan
da buğulanıyordu. Bir de köyün içinden buğuyla birlikte gübre
kokusu geliyordu. Bazı bazı da güneşi bulutlar örtüyordu. Gümüşi
bulutlar .