"...Çünkü insan bazen kendine o kadar fazla gelir ki, kendi gölgesine basmaktan bile yorulur.
Adımlarım ağırlaşıyor, sanki bastığım her toprak parçası benden bir şeyler alacağına, bana yeni bir sızı daha ekliyor. 'Geçer' diyenlerin sesleri uzağımda, kendi fırtınamın gürültüsünde kayboluyor. Eksilmek, hafiflemek, bir tüy gibi rüzgâra kapılmak isterken; her gün biraz daha kendime mahkûm, biraz daha kendi içimde kalabalıklaşıyorum. Bu öyle bir doluluk ki, artık ne bir yeni cümleye yer var ne de bir eski tebessüme.
Zihnimin duvarları çatlıyor, kalbimdeki taşkın artık sadece göğsümü değil, bütün geleceğimi ıslatıyor. Duramıyorum, gidemiyorum; sadece birikiyorum. Ve insan, bu kadar doluyken, en çok da kendi boşluğundan korkuyor."