Simge

O urganı geçen hafta birlikte aldık perşembe pazarından. Elişi dersi için, dedi bana. Hoca istedi, dedi. Kalın olsunmuş, dayanıklı olsunmuş, gemici düğümlerini gösterecekmiş hoca çocuklara... makromeden çiçeklikler örmüşlerdi ya geçen sefer..... bu kez de gemici düğümlerinden duvar süsleri yapacaklarmış Bir gün oğulları olursa oğullarının odasına.. olmadı kocalarına... olmadı yapıp satmak için dükkânlara. Allah neden kızımın kendini asacağı ipi cüzdanımdaki paralarla, kendi ellerimle aldırdı da çantamda taşıttı eve kadar? Neden çantamdan çıkarttırdı benim ellerime o ipi... önce mutfak masasının üzerine koydurdu? Sonra kapıdaki portmantonun kancasına astırttı... sonra yanına almayı unuttu diye üzerimde gecelik, elimde ip beni kızımın peşinden koşturttu... Neden?
Sayfa 108·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Sadece unutmak istiyorum... Sadece unutmak. Hani derler ya insan ölürken hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçermiş, yok çocuğum, yalan. Ben ölüyorum ve hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden falan geçmeyecek. Hissediyorum. Ben unutmak istiyorum doktorcuğum. Eskiden olan her şeyi unutmak. İnsan ölürken geçmişi hatırlarsa çok üzülür değil mi? İnsan ölürken kendi kendini niye üzsün ki!
Sayfa 20·Kitabı okudu
Alıntı

Simge

, bir kitap okudu
9/10
·287 syf.·
35 günde okudu
·
2025 1. kitabı
H. G. Wells
7.5/10 · 10,6bin okunma
Zor durumdaki yurttaşlarının bekasını sağlamak için başkalarının topraklarını alıp kendilerininkine katmak ya da başka birinin rızkına el koymak üzere yağmacı seferlere çıkmaya da başlamamışlar. Kesinlikle böyle şeyler olmamış. Bir araya gelip bir kurul oluşturmuş ve meseleyi enine boyuna masaya yatırmışlar. Hepsi de ne istediğini bilen, çok güçlü düşünürlermiş. Şöyle demişler: "Elimizden gelen çabayı gösterirsek bu ülke arzuladığımız huzur, rahatlık, sağlık, güzellik ve ilerleme standartlarında kabaca şu kadar sayıda insanı idame ettirebilir. Pekâlâ... Bundan daha fazla insan doğurmayacağız." İşte budur. Görüyorsunuz ya, onlar da anneydi ama bizim anladığımız anlamda çaresiz, istemsiz bir doğurganlıkla ülkelerini insanla dolup taşırmaya zorlanan, sonra da oturup çocuklarının acı çekmesini, günaha girmesini, birbirleriyle dövüşerek ölmelerini izlemek zorunda kalan anneler değil, Bilinçli İnsan Yaratıcıları olan annelerdi. Onlarda anne sevgisi vahşi bir arzu, salt bir "içgüdü" değil, tamamen kişisel bir duyguydu.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Alıntı
"Bana kuş ya da diğer büyük hayvanların erkeklerin arasından bir tane işbirliği göstersene, gösterebilir misin? Veya eril ülkelerimizin birinden, insanların birlikte buradaki kadar iyi çalıştığı bir yer göster! Ben sana diyeyim, kadınların doğasında işbirliği var, erkeklerin değil!"
Sayfa 86·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam