Bu kitabı yazmaya soyunduğuma pişman olmaya başladım. Beni sıktığından değil, yapacak başka işim yok zaten, hatta beni ebediyeti düşünmekten uzaklaştırdığı için memnunum. Fakat bu sıkıcı bir kitap, mezar gibi kokuyor, bir ölüm katılığı taşıyor; bu ciddi bir hata, ama kitabın esas kusuruna kıyasla küçük sayılır, çünkü bu kitabın esas kusuru sensin okur. Hızlı yaşamak, sona varmak istiyorsun, bu kitapsa ağır ilerliyor; doğrudan, kesintisiz bir anlatımı ve yumuşak bir tarzı seviyorsun, fakat bu kitap ve benim tarzım, iki sarhos gibi: Sağa sola yalpalanıyor, bir durup bir başlıyor, soyleniyor, bağırıp çağırıyor, kahkahalar atıyor, küfürler ediyor, kayıp düşüyorlar...
Düşüyorlar! Servimin mutsuz yaprakları, siz de her tatli ve guzel şey gibi düşmek, dökulmek zorundaydınız.Gözlerim olsa ardınizdan yaş dokerdim.Ölmenin en guzel yanı da bu iste, gülecek ağzınız yoksa aglayacak gozunuz de yok.