SOSİS&CHİVAS
Sen dilsiz bir meleksin
Ben ise işaret dilini beceremiyorum bir türlü
Bana kızacaksın biliyorum, belki de suçluyum.
Ellerim hep cebimde gezerdim ya hani
Sen de uzanırdın ellerimi tutmak için tellere;
Tellerin neşter tarafıydı ömrüm…
Kızma bana lütfen, benim parmaklarım yok.
Gözlerim ile gözlerin arasında hayali köprüler dokurdun
Ben ise dururdum duruğum yerde.
Göç eden kuşlara özenen bir gökyüzü
Liman liman gezen gemileri kıskanan
Bir iskele gibi.
Kızma bana lütfen, benim yüreğim çarpık kentleşme.
Bakma bana öyle nefretle! Güzel oğlum benim, bir tanem.
Şehre ilk defa ayak basan, taşralı
bir çocuk gibi, kıpır kıpırdı yüreğin.
Ayakta durmakta zorlanan
Adımlarını boşluktan sakınan ürkek bir çocuk gibi
Pırıl pırıldı yüreğin.
Seni anlayamadım üzgünüm, çok üzgünüm
Anlaşılmadığı için bedenini terk eder mi ruh?
Alacağın olsun
Etimden ve kemiğimden alacağın olsun!
Birlikte gezemediğimiz her diyardan
Bir parça toprak getireceğim mezarına.