Duvar bilmeden birilerinin yazılmamış tarihinin kaydını tutmuştu belli ki. Yazılmamış, reddedilmiş, görmezden gelinmiş bir tarihi cümle cümle hapsetmişti içine.
Beni bıraksalar kendi halimde iki yaka
arasında gider gelirdim, güneş doğardı, güneş batardı üzerimde, kış geçer, yaz gelirdi, öyle kök saldım o koltuğa.
Özlemişler de sanki birbirlerini, birbirini çok özlemiş iki insanın sevecenliği vardı üstlerinde; ayrı geçen zamanda bütün kavgalarını unutmuş, her şeyi affetmiş, insan etinin ağırlığından sıyrılmış, yüreği hafiflemiş iki insan gibi oturuyorlardı karşımda.