Çaresizlik ve sıkıntılar birer nimet olmasaydı, bu kainata rahmet Peygamberi olarak gönderilen Efendimiz Aleyhisselatü Vesselama'a hiç uğramazlardı.
O'nun bütün hayatı çilelerle, hüzünle geçti.
Bizler hüzün Peygamberin, hüzünle kalpleri titreyen ümmetiyiz.
Allah bir kulunu çok severse,
o'nu musibet ve hastalıklarla sınar.
Sadece bana yönelsin ve benden istesindiye imtihan eder.
Sabır makamına ermek elbette hiç kolay olmayacaktır! Kolay olan birşeyin kıymeti olmaz ki zaten. Yanmayan,
acılarla yoğrulmayan bir yürek Allah'a yaklaşamaz. Zahmet çekmeden rahmet istenmez. Cefa çekmeden,
Cennete talip olunmaz.
Zor olacak ki, ahirette mükafatları toplarken, Allah'ın huzurunda kalplerimiz mutmâin ve rahat olabilsin.
Lâ Tahzen ! Yani üzülmeyin.
Bugün zahmetle dünya hayatı yaşayanlar, yarın ahirette sonsuz saadete erecekler inşAllah. Üç günlük dünyada cefa çektik diye,
Allah'a karşı naz mı yapacağız?
O değil miydi, "ben sabredenlerle beraberim" diye ayetleriyle müjdeleyen, bizlere umut ışığı olan?
Çaresizliğiniz öyle güzel bir nimettir ki,
bilseydiniz eğer, ve görebilseydiniz üzerinize semâdan yağan rahmet ve merhameti, hiç dert yanmazdınız!