Kitabı, kitaptaki karakterleri, hepsinin tek tek derin öykülerini çok beğendim. Yazarı da seviyorum kitaplarını hep severek okudum, okuyorum da ama maalesef bana itici gelen bir nokta var ki o da yazarın birçok noktada kendinden övgüyle bahsetmesi. Gülseren Budayicioglu zaten okul yıllarından günümüze kadar birçok başarılı iş yapmış, adından söz ettirmiş çok güçlü bir kadın hekim. Kendisinden övgüyle bahsetmese de eminim ki biz okuyucuları, hastaları ondan hep öyle bahsedeceğiz. Keşke bu işi bize bıraksa... Kitabın sonunda karakterlerin şimdi neler yaptığından, hangi noktada olduklarından da bahsetmesini çok isterdim. Gerçek hasta hikayeleri olması okuyucuyu daha çok merakta bırakıyor.
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma
Ben ya kitaba odaklanamadim ya da bu kitap bana fazla geldi. İlerleyen bir zamanda kendime tekrar bir şans vermek adına kitabı kaldırdım şimdilik yarım birakilanlardan
Kitaptan uzaklaşmış olma ihtimalim olan inceleme:
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Çok severek dinlediğim bir podcast serisinde duymamdan sonra hemen alıp okumaya başladım. Daha çok olay değil hisler kitabı diyebilirim. Sadık Bey'in geçmişine bağlı yaşaması, onu anını göremeyecek kadar kör etmiş. Sürekli kendini, yaptıklarını, kararlarını sorgulaması ve bunların kendi seçimleri olduğuna inanması ama aslında iplere bağlı bir kukladan farklı olmaması bir yandan bazı noktalarda kendime ve de tanıdığım bildigim insanlara yakın ve benzer hissetmeme bazen de ona acımama neden oldu. Çünkü aslında çoğumuz hayatımızın bazı zamanlarında böyle değil miyiz? Geçmişten takıldığımız anılar veya geçmişten günümüze kadar uzanan travmalar ve bunların karakterimizi, bundan dolayı kararlarımızı ve sonucunda hayatımızı etkilemesi ile yol almıyor muyuz? Sadık Bey yol alamayanlardandı. Yolunu kaybedenlerden bile olsa belki bir şansı olabilirdi. O bir adım bile atsa üç adım geriye dönen korkaklardandı. Ömrünü başka insanların ( bizi çok düşünüp, her zaman onemsedigine inandığımız insanlar) kararları ile yaşamak aslında kendi hayatında söz sahibi olmaya korkmak. Başka hayatlara dahil olup kendi hayatının kıyısında durmak bize bir defa verilen bu yaşamı, bu hayatı sürme hakkını kullanmamaktan farksız. Ve eğer biri bu şansını kullanmiyorsa Sadık Bey'in yaşadığı gibi bir hayatı çoktan kabullenmiş saymalı kendini. Sadık Bey'den uzaklaşan yorumum ile birlikte artık burada bitirmem gerektiğini hissediyorum. Okunabilecek bir kitap, akıcı anlatımı, yormayan akışı çok hoşuma gitti
Sadık BeyPınar Kür · Can Yayınları · 20161,077 okunma