Ergenliğimde kafayı taktığım Hades & Persephone mitinden esinlenen bir kitap olduğunu öğrenince heyecanlandım, çünkü bu mit her zaman “keşke kitap olsa” dediğim hikâyelerden biriydi. Hele ki dark, tutku, entrika ve gizem olduğu düşünüp çok heveslenmiştim. Ama maalesef beklentimin çok altında kaldı.
Sosyetik güzel Persephone, zorla Zeus ile evlendirileceğini öğrenince, iki şehri ayıran Stiks Nehri’ni geçip Aşağı Şehir’in lideri Hades’e sığınıyor. Bu noktada “hah, şimdi başlıyor!” diyorsun. Zeus vs. Hades çatışması, entrikalar, tutkular, siyasi oyunlar… Ama hiçbir şey olmuyor. Olaylar yüzeysel, duygular geçmiyor, karakterler sanki kendi hikâyelerine bile inanmıyor gibiydi.
Her sayfayı “şimdi bir şey olacak” umuduyla çevirip kitabın yarısından fazlasına böyle geldim ama yine de tatmin edici bir gelişme göremedim.
Yine de yazara son bir şans daha vermek istiyorum, ikinci kitapta Eros & Psyche anlatıldığı için ve o miti de çok sevdiğimden bir şans daha vereceğim. Ama bu sefer sıfır beklentiyle.