Yalnızlık kimine göre hasta insanın kaçışıdır. Kimine göre de hasta insanlardan kaçış.
Friedrich Nietzsche
Biyoloji, Sosyoloji
Bedenim, dünya denen mezarlıkta yürüyen bir yankı sadece. Ruhumsa çoktan başka bir yerde zamanın unuttuğu, ışığın ulaşamadığı, isim verilmeyen bir boşlukta… Orada gölgeler konuşur, sessizlik düşünür; ve ben oradayım, olmayan bir benlikle.
Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Grigory Petrov’un Finlandiya’nın nasıl yoksulluktan kalkınmaya geçtiğini anlattığı, motivasyonla sosyolojiyi harmanlayan güçlü bir eser. Kitap aslında bir “ulus nasıl ayağa kalkar?” rehberi gibi. Eğitim, ahlak, disiplin ve ortak sorumluluk duygusu üzerinden bir toplumun yeniden doğuşunu şiirsel ama net bir dille anlatıyor. Petrov’un mesajı çok açık: Kurtuluş, bireylerin bilinçlenmesiyle başlar. Bugün bile modernleşme, kalkınma ve toplumsal dayanışma üzerine düşünen herkes için güncel bir metin. Yer yer idealist bir tona sahip olsa da verdiği ilham inkâr edilemez. Kısacası, geçmişten gelen ama geleceğe bakan bir toplum manifestosu.
August Strindberg’in 1907 tarihli bu eseri, dışarıdan ihtişamlı görünen modern yaşamın altındaki çürümüşlüğü deşen, dışavurumcu tiyatronun en önemli örneklerinden biridir. Eser, bir "sonat" yapısında kurgulanmış olup, oda müziği estetiğiyle dehşeti harmanlar.
Oyun, genç bir Öğrenci’nin, gizemli Yaşlı Adam (Hummel) aracılığıyla "Modern Ev"in içine girmesini konu alır. Ancak bu ev, bir yuva değil; sırların, yalanların ve geçmişin hayaletlerinin hapsolduğu bir hapishanedir. Strindberg, karakterlerini fiziksel ve ruhsal bir yıkımın eşiğinde betimlerken, "Mutfak Cadısı" ve "Mumya" gibi sembollerle burjuva ahlakının sahteliğini sertçe eleştirir.
Yazarın dehası, rüya ile gerçeği iç içe geçirmesinde yatar. Sonat, izleyiciyi şu acı gerçekle yüzleştirir: Gerçek kurtuluş, bu yalanlar dünyasından sıyrılıp ruhsal bir arınmaya ulaşmaktır. Karanlık, grotesk ama bir o kadar da hipnotize edici bir yapıttır.