"Bir ipte iki cambaz olmaz." derler eskiler. Yalan. Vallahi yalan.
Çünkü bal gibi de oluyor, hem de bir değil, iki değil, üç Bazen dört, beş , altı... Bazen daha fazla. Önemli olan denge. Önemli olan birlikte çalışmak, mükemmel bir uyum içinde.
Doğru, her şey bir ipte bir cambazla başlıyor aslında. Herkes diyor ki "Benim ipim, benim kurallarım, istediğim gibi atlarım." Ben de öyle demedim mi? Peki ya sonra?
Sonra bir cambaz daha geliyor yanına. İp artık ikisinin ipi. Önce iki taraf da kendi oyunlarını göstermeye çalışıyor karşındakine. "Bak, ben neler yapıyorum." diyor. Hopluyor, zıplıyor , yeri geliyor meydan okuyor. Ama eğer ipte zıplamaya devam etmek istiyorlarsa, önemli olan bunu bir yarış hâline getirmemek. Karşıdaki insanı bir rakipten ziyade bir takım arkadaşı gibi düşünmek. Artık iki cambazın da kazanmak için birlikte çalışması gerektiğini kabullenmek.