Kitabın konusu isminden de anlaşılabileceği gibi romcom kitapların olmazsa olmazı 'sahte ilişki'. Düzinelerce kitapta işlenmiş olmasına rağmen klişe de olsa kitabı okudum. Yazarın ilk kitabı olmasının verdiği coşkuyla, yazar bildiği tüm kelimeleri kullanmak istemiş editörler veya kitabı okuyanlar ses etmemiş gibi bana. İlk sahnedeki konu o kadar gereksiz uzatıldı ki. Tamam en çok sen nefret ediyorsun bu adamdan anladım yeter diyesim geldi. Bu durum başta beni çok yordu ama yine de ilk gün 200'lere gelmeyi başardım. Sonrası biraz daha akıcı olsa da slow burn olayını yaşayan ve yaşatan çiftimiz en başından beri 'ana karakterler biziz' şeklinde yanarlı dönerli tabelayla gezdiğinden ne olacağı az çok tahmin edilebilir. Yani aşırı şaşırdığım, nasıl ya deyip bir önceki sayfaya döndüğüm şeyler olmadı. Bu kadar eleştiriden sonra gelelim kitabın beğendiğim noktalarına, ilk olarak ilk sayfadan son sayfaya kadar 'Lina' karakteri üzerinden toplum ve aile baskısının kadın üzerindeki etkisini görüyorsunuz. İş yerinde sırf kadın diye uğradığı mobbingden tutun ailesinin erkek arkadaş baskısına kadar. Kültürel olarak bizde de aynı baskılar mevcut olduğundan gayet empati yapılabiliyor. Diğer bir beğendiğim şey Aaron karakteri oldu, onunla alakalı tek problem sürekli adamın kasına boyuna yazılan övgüler. Aaron karın kaslarından fazlasıydı ama sen görmemek için direndin be Lina. Aaron'nun Lina düşman olduklarına kendini ikna ettikleri dönemde bile Lina'ya saygı duyması, onunla ilgili şeylere dikkat etmesi çok tatlıydı. Erkek karakterlerin kadın karakterlere çöp gibi davrandığı ama bir şekilde son 20 sayfada aşkını anladığı kitaplardan olmaması hoşuma gitti. Lina bazı şeyleri çok düşünerek bendeki anksiyeteyi tetiklemiş olsa da genel anlamda iyi ve gerçek bir karakterdi. Tek problem