Kitap zengin kız fakir oğlan klişesini bana yaşatmayı vaadediyor gibi başlamıştı, ilk sahneden ben ve esas oğlumuz CeCe'ye karşı gayet önyargılıydık ama ben daha kolay yendim önyargımı. Cece bir gece yangın alarmıyla uyanıyor ve ondan sonra Gabe isimli tam İspanyol kökenleri olan 'Amerikalı İtfaiyeci' ile tatlı set atışmaları. Hikaye genel olarak çok aksiyonlu değil, temel çatışması biz ayrı dünyaların insanlarıyız kuzum klişesi de aslında işlenmemişti, kitaba giren her yeni karakterde işte şimdi bir şey olacak dedim, olmadı. Kitap güzel mi derseniz bu tür için ortalama ama okunur sayfa sayısı az, insanı yormuyor ve akıcı. Kusur olarak dediğim gibi ana çatışma iyi işlenmemiş bir de karakter gelişimi çok az. Bence her tür kitapta önemli olan kitabın başında okuduğumuz kişiyle kitabı bitirirken okuduğumu kişi aynı olmamalı. Hani insan aynaya baktığında değiştiğini anlamaz ama yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafa baktığında değişimi görür bende kitaplarda bunu görmeyi seviyorum. Karakterler her zaman iyi ve mükemmel olmamalı ama biz bir noktadan ötekine geldiğini görmeliyiz. Gabe'in öfke problemleri vardı ama nasıl aştı anlamadık, CeCe'nin babasının ölümü hakkında daha çok şey bilmek isterdim sevdiğim noktalardan biri de bu oldu CeCe her fırsatta babasını andı, gerçek bir yaşam gibi sevdiği birini yüreğinde taşıdı ve bize de bunu gösterdi. CeCe Legally Blonde havasında bir karakterdi ama ondan daha çok ayakları yere basan ve olgun bir karakter resmetti. Kısaca, haftasonu, bir bardak çay ya da kahve eşliğinde gülümseme ile kafanızı dağıtmak için okuyabileceğiniz bir kitap.