...yorgun, bitkin, halsiz, çaresiz, bıkkın, yılgın, bezgin, böyleyken kime ne diyebilirdi? Kimseye bir şey demek istemiyordu o da. Kendine bile. Aslında, bu dönüşlerinin her birinde, kendini yeni bir dünyanın içinde bulurdu.
“İnsan kendi kendinin aynası olabilir mi, diye düşünüyorum. Eğer bu mümkünse, insan kendi kendinin dışına çıkma imkânına sahip demektir. Ben şimdi bunu deniyorum. Kendi kendimden kaçıp kaçamayacağımı denemek istiyorum. Bunun için geziyorum.”
Muhacirlik ve ensarlık kavramları birer değer olarak Anadolu’nun dört bir yanına nakşolmuştur. Ecdadımızdan bize kalan değerli bir miras da tarih boyunca topraklarımıza sığınan, kapımızı çalan insanlara gösterdiğimiz şefkat ve merhamettir. İşte bu sebeple Anadolu insanı nefsinin bencilliğinden korunmaya gayret ederek kurtuluş ümidi beslemekte bu manada yeri geldiğinde din kardeşini kendine tercih edecek kadar özverili davranmaktadır.