Bir gün elinde bembeyaz bir tavşanla kapıda göründü babam (sadece besleme niyetiyle). Biz o an bırakın lojmanı, bırakın Konya’yı, bırakın Türkiye’yi, bırakın sigarayı dünyanın en mutlu çocuklarıyız. (Aradaki sosyal mesaj nasıl ama?)
:)
...yorgun, bitkin, halsiz, çaresiz, bıkkın, yılgın, bezgin, böyleyken kime ne diyebilirdi? Kimseye bir şey demek istemiyordu o da. Kendine bile. Aslında, bu dönüşlerinin her birinde, kendini yeni bir dünyanın içinde bulurdu.
“İnsan kendi kendinin aynası olabilir mi, diye düşünüyorum. Eğer bu mümkünse, insan kendi kendinin dışına çıkma imkânına sahip demektir. Ben şimdi bunu deniyorum. Kendi kendimden kaçıp kaçamayacağımı denemek istiyorum. Bunun için geziyorum.”