Genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. Beğendiğim birkaç cümleyi buraya bırakmak istiyorum:
·
Hayata, yorulmak bilmez bir yaşama cesaretinin damgasını vurmuştu Erich Scheurmann. Her zaman, insan yaşamının göz ardı edilen en önemli unsurlarını ön plana çıkarmış, gözler önüne sermişti. Papalagi de bunun en iyi kanıtı değil mi zaten?
-kitabı özetleyen satırlar-
·
Bizim içimizde küllenmiş olan duygularımızı yeniden canlandırmayı da öğrenmemiz gerek.
·
"Bize, ışığı getireceğinize inandırmıştınız," demişti son kez birlikte olduğumuzda, "oysa sizin niyetiniz bizi de kendi karanlığınıza çekmekti!"
·
Kimileri ormana, güneşe ve bol ışığa özlem duyar, ama bunlara genellikle karşı çıkılması gereken hasta gözüyle bakılır. Eğer bir kimse bu taşlar arasındaki yaşamdan hoşnut değilse, şöyle denir: "Bu anormal bir insan!" Bu da aşağı yukarı şu anlama gelir: "Bu adam Tanrı'nın insanlar için neyi uygun gördüğünü bilmiyor."
·
Avrupa'da, para vermeden herkesin yararlanabileceği tek bir şey buldum: Hava. Havanın da, yalnızca unutulduğu için parasız olduğunu sanıyorum.
·
Bu kadar çok parayı ne yapacaksın?" diye soracak olsan, "Bu dünyada giyinmekten, açlığını ve susuzluğunu bastırmaktan başka ne istersin?" desen, söyleyecek söz bulamaz, ya da "Daha çok para istiyorum, daha çok, daha çok," der. Böylece sen de, paranın onu hasta ettiğini, bütün duyularını ele geçirdiğini anlarsın.
·
Herkes kendi zayıflıklarını bildiği için kimse bir diğerine güvenmez.
·
Bilin ki para kimseyi ne daha mutlu ne de daha neşeli yapar. Yaptığı tek şey, insanın yüreğini kötü bir karışıklığa sürüklemektir.
·
Papalagi, bütün gücünü ve bütün aklını, nasıl ederim de şu zamanı genişletirim diye düşünerek kullanır. Zamanı durdurabilmek için suya, ateşe, fırtınaya, hatta gökyüzündeki şimşeklere bile başvurur. Daha çok