Kısa bir süre sonra, beyaz kitapları okuyup, bize Avrupa'dan gelen önyargıları, mitleri, folkloru yavaş yavaş özümlüyoruz. Ama her şeyi kabul etmiyoruz, ne de olsa kimi önyargılar Antiller'e uygun değil. Örneğin Yahudi düşmanlığı yok, çünkü Yahudi yok yada çok az var. Kolektif Katharsis kavramına başvurmaksızın, zencinin düşünmeden ilk günahın yükünü taşıyabilecek nesne olmayı seçtiğini kolayca gösterebilirim. Bu role Beyaz Siyah'ı seçer, bir Beyaz olan Siyah da Siyah'ı. Antilli Siyah bu kültürel dayatmanın kölesidir. Beyaz'ın kölesi olduktan sonra, kendi kendini köleleştirmiştir. Zenci beyaz uygarlığın kurbanıdır tam anlamıyla.
Psikopatolojiye dönersek, zencinin olağanüstü ölçüde nevrotik bir belirsizlik yaşadığını söyleyebiliriz. Antilli yirmi yaşında ,demek ki kolektif bilinçdışının az çok yitirildiği ya da en azından bilinç düzeyinin çıkarılmasının güçleştiği bir süreçte, yanılgı içinde olduğunu fark eder. Peki neden? Nedeni basittir- ve bu çok önemlidir-, Antilli zenci olduğunu bilir, ama etik bir kayışla insanın kötü, zayıf, kötücül, içgüdüsel olduğu ölçüde zenci olduğunu fark eder (kolektif bilinçdışı). Zenci davranışlarının karşıtı olan her şey beyazdır. Bunu Antilli 'deki zenci fobisinin kaynağı olarak görmek gerekir. Kolektif bilinçdışında, siyah_ çirkin, günah ,zifiri karanlık, ahlakdışı. Başka bir deyişle: Ahlakdışı olan şey zencidir. Bu yüzden Martinik'te, kötü yürekli bir Beyaz'da zenci ruhu olduğunu söylerler.
Martinik'te kültürel dayatma kolayca hayata geçirilir. Etik kayışın önünde bir engel yoktur. Ama gerçek Beyaz beni bekler. İlk fırsatta bana niyetinin beyaz olmasının yeterli olmadığını, her şeyin beyaza dönüştürülmesi gerektiğini söyleyecektir. İşte ancak o anda ihanetin bilincine varırım.