Konu çok güzel, işlenişi güzel ancak yazarın dili beni pek cezbetmedi. Uzayıp giden cümleler ve cümle arası verilen uzun uzadıya bilgiler beni sıktı. Ayrıca yazarın stiline sadık kalınsın diye üzerinde pek editörlükle uğraşılmamış olsa gerek. Neredeyse hiç paragraf yok, satır başı yok. Okurken gözüm de zihnim de yoruldu bu nedende. Devam kitabı olan “Görmek”i de almıştım ama ara vermeden hemen okuyabileceğimi zannetmiyorum.
Geçen sene elime aldığım, yarısındayken bıraktığım bir kitaptı. O dönem okuyabileceğim bir şey değilmiş demek ki, bir şans daha verip tekrar baştan başladığımda fark ettim bunu. Hızla bitirdiğim, zevkle okuduğum bir kitap oldu. Sadece sona bağlanışının çok hızlı olduğunu söylemeliyim, biraz aceleye getirilmiş gibi. Giriş gelişme çok iyi ama sonuç birkaç sayfada olup bitmeseydi, keşke daha uzun sürseydi diye umdum. Bir parmak şaklatması kadar kısa bir sürede döndü her şey. Ya da bana öyle geldi, bilemiyorum.
“Tarih tek yönlü bir yol. İleri doğru yürümeye devam etmek zorundayız. Ama her zaman ileri bakmak zorunda değiliz. Bazen de etrafa bakınıp gördüklerimizin keyfini çıkarabiliriz.”