‘If only we could find a way to stop time,’ said her husband. ‘That’s what we need to work on. You know, for when a moment of happiness floats along. We could swing our net and catch it like a butterfly, and have that moment for ever.’
Kendimi bu muhtemel ayrılıktan korumak için o kişiyi daha az sevmeye kalkışamam. Bilakis, onu dolu dolu seveceğim, tercihen de onu kendi malım gibi görmeden ve tutkulu bir şekilde bağlanmadan ve de ayrılık riskini üstlenerek. Ve günün birinde de
bu olursa, acı çekeceğim, ağlayacağım, kalbim yaralanacak, ama o kişiye ve hayata beslediğim sevgim yine de zayıflamayacak. Yaşama sevincim hep hazır ve nazır olacak ve bu sınavın üstesinden gelmek için de ona yaslanacağım.
Mutluluk, hayatın acılarını reddederek değil, kaçınılması mümkün olmadığında onları kabul ederek ve onlar etrafında da büyüyebileceğimizi kavrayarak bulunur.
«Birbirinizi sevin ama sevginizi prangaya dönüştürmeyin: Bırakın ruhlarınızın sahilleri arasında dalgalanan bir deniz olsun aşk. Birbirinizin kadehini doldurun, ama tek kadehten içmeyin. Birbirinize ekmeğinizden verin, ama aynı somunu ısırmaya kalkmayın. Birlikte şarkı söyleyin, birlikte dans edin, birlikte eğlenin fakat her biriniz tekliğini unutmasın. Lirin telleri ayrıdır ama tek bir ezgiyle titreşir»