Yol güzelse yürüyorum biraz, çay sıcaksa içiyorum, kitap sarar ise okuyorum uzunca, ne aşka kapalıyım ne yalnızlığa küsüm hatta biraz benimsemiş bile olabilirim. Ufak şeylerden mutluluk çıkaran minimalist yanıma sarılıp yaşamaya çalışıyorum...
Romantik birşeyler paylaşmak istiyordum ki vazgeçtim. İçimde yarım kalan bir konuşmanın üzüntüsü var. İnsanlar için herşey yolunda gidiyor ama ben oturmuş kaldırımda sigara içiyorum. Bu ağrılar geçsin diye bekliyorum. Sessizce bir türkü söylüyorum içimdeki yaraya bakarak. Sevda epeydir sevgiyi söylemektir sanılıyor. Gidiyorum dersin ama hiçbir yere gidemezsin. Sahi böylemiydi bıkmak yaşamaktan. Bir yandanda düşünüyorum. Keşke biri de gitmenin türküsünü söylese, ona herkesten önce ben eşlik etsem. Bu yüzden ki herşeyi ve bilhassa ruhumu bulunmayacak yerlere saklamak istiyorum. Sanki istenmemiş çoçuk gibiyim herkese batıyorum. Son günlerimi yaşıyorum belkide. Eminimki bu memlekette yüzü gülen bahtiyar insanlar yok. Çünkü günlerin getirdiği hep gözyaşı hep acı ve kırgınlık var. Ama insan hep umut ediyor. Yoksa nasıl yorumlanır bunca şey bilmiyorum. Bakma bana ben nasıl bir hatanın içindeyimki rüyalarım bile bozuk çıkıyor. Ne olucak diye düşünüp duruyorum. En güzeli kaçayım ben kaybolayım. Sende üzme, yorma kendini küçük kadın.
Zaten hiç sevmedin ki beni...
#maviçeketliçoçuk.