Eski bağların artık çözüldüğü postromantik dünyada önemli olan tek şey sizsiniz: Olmak istediğiniz şey olabilirsiniz; yaşamınızı, çevrenizi, hatta görüşünüzü ve duygularınızı seçersiniz... Eski koruma ve bağımlılık hiyerarşileri artık yok, yalnızca özgürce son verilen özgür sözleşmeler var. Uzun zaman önce üretim ilişkilerini içine alarak genişleyen piyasa şimdi bütün ilişkileri içerecek şekilde genişlemiştir.
Platon’a inanacak olursak, Sokrates’in zaten yaşamın zalim bir gerçeği olduğunu belirttiği mutluluk arzusu, insan varoluşunun ebedi bir yoldaşı gibi görünmektedir. Ancak, eksiksiz, sorgulanamaz, ‘hiçbir şeyden pişman değilim’ tarzı kıvancın ve tatminin imkânsızlığı da aynı derecede ebedi gibi görünmektedir.
Scheler Politik ve diğer hakların görece eşitliği ile biçimsel olarak kabul edilen toplumsal eşitliğin, gerçek iktidar, mülkiyet ve eğitime ilişkin muazzam farklarla beraber el ele gittiği bir toplumda savunmasızlığımızın kaçınılmaz olduğunu söyler. Gerçekte herkesi eşitlemekten aciz olan bu toplum, herkesin kendisini başka herkesle eşit olduğunu düşünme “hakkına sahip olduğu” bir toplumdur .
Farkında olalım veya olmayalım, hoşumuza gitsin veya gitmesin, yaşamlarımız sanat yapıtıdır. Yaşamlarımızı yaşama sanatının gerektirdiği gibi sürdürmek için, tıpkı herhangi bir sanatın ustası gibi, kendimize açıkça karşı koyması güç olan sorunlar belirlememiz gerekir. Her ne yapıyor veya yapabiliyorsak, onunla aşık atmak için, erişimimizin epeyce ötesinde olan hedefler ve becerilerimizi can sıkıcı şekilde epeyce aşıyormuş gibi görünen mükemmellik standartları seçmeliyiz. imkânsız olanı denememiz gerekir. Kesinlik bir yana, hiçbir güvenilir, yararlı öngörüden destek almadan, uzun ve zahmetli bir çabayla, bu standartları bazen yakalayabileceğimizi, bu hedeflere varabileceğimizi olsa olsa umabiliriz. Belirsizlik insan yaşamının doğal habitatıdır; belirsizlikten kaçma umuduysa insan yaşamındaki arayışların motorudur. Belirsizlikten kaçmak, yalnızca zımnen varsayılsa bile, her türlü karma mutluluk hayalinin en önemli bileşenidir. “Gerçek, muntazam ve eksiksiz “ mutluluğun, her zaman belli bir uzaklıktaymış gibi görünmesinin nedeni de işte budur. Malum ufuk gibi, ne zaman yakınlaşmaya çalışsanız, uzaklaşırsınız.