İngiliz Muhipleri Cemiyeti, İstanbul'da, Sultan-Halife Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit Paşa ve İngiliz Rahip Frew tarafından kuruldu. Derneğin amacı Türkiye üzerinde İngiltere mandasını kabul ettirmekti. İngiliz Muhipleri Cemiyeti BMM'ye, kurtuluş hareketine karşı yıkıcı faaliyet yürütüyor, ajanlar, casuslar yolluyor, isyanlar örgütlüyordu (S.İ. Aralov). Derneğin başında, o zamanlar İstanbul'da çıkmakta olan gerici Yeni İstanbul gazetesinin sahibi Sait Molla bulunmaktaydı (H.A. Ediz).
Mustafa Kemal Paşa, emperyalistlerin hileciliğini hatırladı. Fransız Başbakanı Clemenceau'nun şu sözlerini öfkeyle nakletti: "Evet, ben Kilikya'yı, Suriye'yi, Şam'ı, Halep'i, Beyrut'u ve Musul petrolünün akacağı İskenderun limanını alabilmek için bir yem olarak Musul'u İngilizlere verdim. Eğer sonraları Türkler bizi Kilikya'dan kovdularsa benim bunda ne suçum var?"
Mustafa Kemal biraz susup yatıştıktan sonra sözlerine devam etti:
"Zehir, ağu henüz dağılmadı. Bunun panzehiri bütün halkın uyanması, aktif bir hale gelmesidir... Halkın Mondros Mütarekesi'ne, Sevr Antlaşması'na, padişahın ihanetine cevabı, uyanışının başlangıcı oldu. Sabır bardağı taştı. Bizim Sivas ve Erzurum Kongrelerimiz, Mondros'a, Sevr'e ve İtilaf Devletlerinin başka hareketlerine verilen cevaplardır. Çağrımız bütün Anadolu'yu dolaştı, hatta İstanbul'a kadar ulaştı. Türk kamuoyu, halk, Misak-ı Milli'yi yarattı...
"İşimiz çok idi" dedi Mustafa Kemal. "Meclisteki her milletvekili ile ayrı ayrı konuşmam gerekti. Her birine Kurtuluş Savaşı'nın önemini anlatmak, pasif davranmakla hiçbir şey elde edilemeyeceğini kanıtlamak gerekiyordu."
Türklerin Sakarya zaferini, ağır toplarının üstünlüğü ile açıklayan Yunan Generali Papulas'a İnönü'nün verdiği cevabı buraya nakletmekten kendimi alamayacağım. İsmet Paşa alaycı bir edayla şöyle demişti: "Türkler bu ağır topları herhalde kendi fabrikalarında yapmadılar. Türklerin bütün silahları ellerinden alınmıştı. Buna karşılık bütün dünyanın silah fabrikaları Yunanlıların siparişine açıktı. Yunanlılar istedikleri her şeyi satın alabilir ve bu satın aldıkları şeyleri de istedikleri yere götürebilirlerdi. Bu durum Yunan komutanlığının, zaferin sırrını anlamakta Türk komutanlığından çok aşağı olduğunu göstermektedir."
Fevzi Paşa İstanbul'dan kaçışının sebeplerini bize kısaca şöyle anlatmıştı: "Durum artık dayanılmaz bir hal almıştı. Halka ihanet eden, onu İngilizlere ve öteki emperyalistlere satan kokuşmuş İstanbul hükümetini görmek beni tiksindiriyordu. Padişahın çevresindeki hizip halkı değil, yalnız kendi çıkarını düşünüyordu. Artık buna katlanamadım."
Mustafa Kemal, "Biz Türkler, bizim Misak-ı Milli'de Arap ülkelerine sahip olmaktan vazgeçtik" diye işaret etti. "Araplar, kendi kaderlerini kendileri belirleyebilir ve belirlemelidir. Sivas Kongresi'nde pantürkizm, panislamizm, Osmanlıcılık konularında tartışmalar oldu. Bu miadını doldurmuş ilkelerin yandaşları, ağızları köpürerek bunları savundular. Ama aklı başında çoğunluk başka türlü karar verdi. Bu bizim işimiz değildi, bizim amacımız Türklerin oturduğu toprakların çerçevesi içinde milli bir Türkiye kurmaktır. Arap topraklarına sahip olmak, bizim için uluslararası anlaşmazlıklara yol açacak korkunç bir yük olurdu."