Öncelikle, bireysel olarak kendimde değiştirmem gereken yanlış yaklaşımları ve geliştirmem gereken doğruları tespit etme fırsatı sunan bir okuma oldu. Sonrasında, içinde yaşadığımız aile, iş ve sosyal hayatın doğru ve yanlışlarını gözler önüne seren, doğru iletişimin etkisini, bireysel ve toplumsal anlamda ele alan bir kitap. Her anne babanın, her öğretmenin, her işverenin, her yöneticinin, her öğrencinin, çalışanın yani kısacası toplumun her bireyinin okuması gereken bir eser. Yazarı Doğan Cüceloğlu bir süre önce aramızdan ayrıldı. Kendisini bu kitap vesilesiyle anıyor ve rahmet diliyorum. Mekanı Cennet olsun inşallah.
Mustafa Kemal, Arap gruplarına karşı ihtiyatlı bir politika güttüğünü söyledi. Çünkü bu konuda birçok belirsiz nokta vardı. Arabistan'dan ona bir heyet gelmişti. Bu heyet, Arabistan sultanı Emir Faysal'ı temsil ettiğini söylemişti. Mustafa Kemal onlara, "Ben sultan değilim" diye cevap vermişti, "Ben sadece halkın seçtiği bir insanım. Bir halk meclisi toplayın o zaman biz halkın temsilcileriyle anlaşırız."
Mustafa Kemal, Sivas Kongresi sıralarında, İngilizlerin hain padişahla birlikte bu kongreyi başarısızlığa uğratmak ve delegeleri tutuklatmak için nasıl Kürtleri ayaklandırdıklarını hatırlattı.
Mustafa Kemal gülümseyerek, "Biz Türkler borç altında kalmayız" dedi, "Güneyde Kürt Fettah'a ve diğerlerine İngilizlere karşı başkaldırmaları için yardım ettik. Yoldaş, siz heralde biliyorsunuzdur ki, hain Sadrazam Damat Ferit Paşa İngilizlerle bir anlaşmaya varmıştır ve bu anlaşma gereğince Türkiye'den ayrı bir Kürdistan devletinin kurulmasını kabul etmiştir. Bu anlaşma Fransız gazetelerinde yayımlandı: Bu anlaşmanın imzalanıp imzalanmadığını bilmiyorum. Padişahla Damat Ferit'in, vicdanlarının elvermediğini sanmıyorum. Çünkü onlarda ne vicdan, ne de memleket sevgisi var. Ama uluslararası durum ve bizim zaferlerimiz İngilizleri böyle bir antlaşmayı imzalamaktan alıkoydu. Sonra Fransa da bu antlaşmayı protesto ederdi."
Mustafa Kemal, "Kürt sorunu karışık, çetin bir konudur" demişti. "Şunu dikkate almalısınız ki; Kürtlerin yaşadığı bazı yerler petrol, bakır, kömür, demir ve daha başka madenler bakımından zengindir. Başta, başlıca düşmanımız İngiltere olmak üzere birçokları bu bölgeye göz koymuş bulunuyorlar. Burada stratejinin, İran'a, Kafkasya'ya, Irak'a giden ticaret yollarının da etkisi vardır. İngiltere, Kürtlerin iki devlete -Türkiye ve İran'a- ait olmasından yararlanmakta, bunu da bir koz olarak kullanmaktadır. İngiltere, kendi egemenliği altında bir Kürt devleti kurmak ve bu sayede bize, İran'a, Güney Kafkasya'ya kumanda etmek istemektedir.