İlginçtir, dünyada her yıl kız çocuğundan daha fazla erkek çocuğu doğuyor ama erkekler genetik olarak kızlara kıyasla daha dayanıksız olduğundan bir süre sonra doğal şekilde ikisi arasındaki nüfus farkı dengeleniyor.
Sadece çocuklukta değil ilerleyen yaşlarda da kadın dul sayısı erkek dul sayısından daha fazla.
Bu da gösteriyor ki kadınlar doğumdan ölüme kadar erkeklere kıyasla daha güçlü ve kalıcı.
Danışman, danışılacak kişidir.
Kendi alanında danışmanlık verdiği kişi, kuruluş ve şirketlerde olmayan ya da yetersiz bulunan bilgi, uzmanlık ve şebekeye sahiptir.
Katma değer getirdiği, bir boşluğu doldurduğu ölçüde önemlidir, ona göre ücretlendirilir. Uzmanlığının yanı sıra güvenirliliği, şebekesi, itibarı da çok önemlidir.
Danışman, "karışman" değildir.
Yani, icra görevinde bulunanlara uzmanlığını, tavsiyelerini sunar, onları kullanıp kullanmama keyfiyeti tamamen icraya aittir. Öneri ve uyarılarını yaptıktan sonra daha ötesine karışmamalıdır, şayet aksi yönde bir istek yoksa. Danışman, yaptığı iş, sunduğu hizmet itibariyle icranın elini güçlendirmeye çalışmakla görevlidir, onun yerini almaya ya da katkı sağladığı icranın başarısına ortak olmaya değil. Perde gerisinde kalıp başarının kredisini icranın alması için çalışmalıdır.
Şunu yakından gözlemledim ki devlet erkânı, iş dünyasının liderlerine diplomasi liderlerinden daha fazla önem ve değer veriyorlar. İşin içinde kendileri ya da yakınları, hatta siyasi grupları için akçeli beklentiler olduğu için belki de. Yeni bir şey değil bu tabii ki.
Eski zamanlardan beri devletler diplomatlarını şirketlere ödünç verirlerdi. Özellikle sömürgeci ülkeler devlet ve iş menfaatlerini aynı sepette görürlerdi. Sömürgelerdeki kaynakların, servetlerin kendi ülkelerine aktarılmasında diplomatik becerilerini sergilemek için çok fırsat olurdu.
Enerji, maden, taşımacılık, güvenlik ve imtiyaz şirketlerinde kilit görevler üstlendiler.
Enerji dünyasında bizzat bunun örneğine şahit oldum. İtalyan ENI, Fransız TOTAL, İngiliz-Hollanda SHELL şirketlerinin uluslararası ilişkiler bölümü başkanları istisnasız dışişleri kökenli idiler. British Gas'ın ikinci adamı gizli servisten idi.
"Devlet diplomatı" iken devletin, kurumların ve vatandaşlarının yüksek menfaatlerini korumaya, onları temsil etmeye, kültürel tanıtımı, ticari, askeri, istihbari işlerini yürütmeye çalışıyorsun. "Şirket diplomatı" olduğunda ise o şirketin devletler ile ilişkilerini yürütüyor, yeni iş sahaları, ihaleleri kazanmalarına, başka rakip şirketlere kıyasla üstünlük elde etmesine, şirket birleşme ve evlenmelerine, elverişli finansman imkanları bulunmasına katkı sağlıyorsun. İkisinin verdiği haz farklı. Devlet diplomasisi daha manevi haz veriyor. Şirket diplomasisinde maddi hazzı daha fazla hissediyorsun.