Gazetedeki yazıya göre, 30 yıldan uzun süre İngiliz istihbaratında çalışmış Paul; sonra, Özbekistan ve Tacikistan'a büyükelçi olarak gönderilmiş. New York'ta ikiz kulelerin vurulmasından sonra ise Tony Blair onu Afganistan'a özel şahsi temsilcisi olarak atamış. Ardından, BBC ve Oxford Üniversitesi'ndeki görevleri geliyor.
Bir kez daha hayranlık duydum İngilizlerin, adeta yetiştirdikleri insanı, sineğin yağını çıkartırcasına, sonuna kadar kullanmalarına, her daim onurlandırmalarına.
Bizdeki gibi emeklilikten sonra verimliliklerinin, bilgeliklerinin zirvesinde torun bakmaya, bahçe ile uğraşmaya, deniz kıyısında sakin bir kasabaya yerleşip toprağa karışacakları günü beklemeye gönderilmiyorlar.
Kendi eğitim düzeyi, entelektüel zenginliği, iç huzuru, sindirilmiş yaşam anlayışı yeterli olmayan yöneticiler yakınlarında bu alanlarda pişmiş, yetişmiş insanları görmeyi istemiyorlar.
Orta Asya başkentlerinden birisinde büyükelçi arkadaşım öfkeli idi. "Mehmetçiğim, bu adamlar beni ciddiye almıyorlar burada. Ne üst düzey görüşme taleplerime yanıt veriyorlar ne de söylediklerime ciddi yanıt alabiliyorum. İşlerini, beni atlayıp doğrudan Ankara'da bitiriyorlar. Cumhurbaşkanına doğrudan erişimi olacak adam bekliyorlar, oysa ben kendi bakanımıza bile ulaşamıyorum" diyordu.
Diplomasi mesleği, bu iş için özel yetiştirilmiş, yıllar boyunca deneyim kazanmış, hayat anlayışı zengin, ülkesinde ve yurtdışında geniş dostluk ağları olan, sempatik, karizmatik insanlar tarafından icra edilirse hedeflenen sonuçları daha kolay elde ediyoruz.
Herhangi birisini sırf mükâfatlandırmak için o koltuğa oturtursanız gerekli vasıflara sahip olmayan kişi de mahcup olur, temsil etme iddiasındaki gönderen ülke de.
Diplomasi biraz da itibar sermayesi ile ilgili. Ömer Seyfettin'in o meşhur İncili Kaftan'ını unutmuş olanlar varsa bir kez daha okumalarını tavsiye ederim.