Kanal ile gelirken halkın bizi seyretmeye rağbeti öyle bir mertebede idi ki, dört beş saatlik yerlerden gelüp nehrin kenarından bizi seyrederlerdi ve birbirlerinin önüne geçmek isterken nehrin kenarından suya düşerler idi.
Kitap olayları resmen yaşattı, içine çekti desem yeridir ve bu iletişim üstadı diplomatlarımızın ifade gücünden de kaynaklı muhakkak ama hikayeler de gerçekten çok kaliteli. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar. Saygılarımla.
Kendisine gösterilen büyük misafirperverliği temsil ettiği devletin şanına layık bulduğu için hiç yadırgamayan, ömürlerinde Osmanlı görmemiş olduklarını itiraf eden kimselerin tecessüs merakından gelen sıkıcı davranışlarına karşı da hoşgörürlüğü elden bırakmayan Çelebi bu seyahatte gördüğü yenilikleri memleketine duyurmakla vazifeli aklı başında bir Türk'ün ruh haleti içindedir. Kendisine gezdirilen muhteşem saraylar, süslü bahçeler, emsalsiz havuzlar çocuk yaştaki Fransa kralının debdebesi onun gözlerini kamaştırmamış, hiçbir aşağılık duygusuna kapılmadan bunları sade bir üslup içinde anlatmıştır.
Gençliğinde Yeniçeri Ocağı'nın 28. ortasına (28. tabur) yazılmış olduğu için "Yirmisekiz" lakabıyla şöhret kazanan Mehmet Çelebi, 1720 yılında devrin padişahı III. Ahmet tarafından Fransa'ya büyükelçi olarak gönderilmiş değerli devlet adamlarımızdan biridir.