Gökhan UÇAR

Gökhan UÇAR
@Defender
Kitap - Dolma Kalem - Keman - El Yazısı
Uluslararası İlişkiler
Eskişehir
208 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Yaptığımız icatlar tıpkı dikkatimizi ciddi şeylerden uzaklaştıran oyuncaklar gibi. Boston'a ya da New York'a giden demiryolları gibi, ulaşılması zaten çok kolay olan amaçlara hizmet eden gelişmiş araçlardan fazlası değiller. Biz Maine ve Texas arasına manyetik bir telgraf hattı kurmak için acele ediyoruz ama belki de Maine ve Texas'ın birbirlerine iletecekleri bir şey yoktur. Her iki şehir de belki, seçkin ve sağır bir kadınla tanıştırılmak için can atan, ancak tanışıp da kulaklığının bir ucu eline konduğunda, söyleyecek şey bulamayan adam gibi zor durumdadır. Sanki asıl amaç anlamlı konuşmak değil de hızlı konuşmakmış gibi.
Sayfa 61
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir insanın kendi evini inşa etmesi, bir kuşun kendi yuvasını yapması gibi münasiptir. Belki de insanlar barınaklarını kendi elleriyle inşa edip kendileri ve aileleri için gerekli olan gıdayı basitçe ve dürüstçe temin etseler, kuşların bir işle uğraşırken şakıdıkları gibi evrensel bir meleke geliştireceklerdi. Ama heyhat! Biz tıpkı yumurtalarını diğer kuşların yaptığı yuvalara bırakan ve ahenksiz, gıcır gıcır ötüşleriyle hiçbir gezgini neşelendirmeyen sığırcıklar ve guguk kuşları gibiyiz. İnşa etmenin zevkini ebediyen marangozlara mı bırakmalı yoksa? İnsanların deneyimlerinde mimari tam olarak neye denk geliyor? Yürüyüşlerim boyunca bir kez olsun kendi evini yapmak gibi basit ve doğal bir işle uğraşan tek bir insan evladına rastlamadım. Biz topluma aitiz. Dokuzu bir adam edenler yalnızca terziler değildir, vaizler, tüccarlar ve çiftçiler de öyledir. Peki bu iş bölümü nerede sona erer ve nihayetinde neye hizmet eder? Şüphesiz başka biri de benim yerime düşünebilir, ama bunu benim kendimi düşünmemi göz ardı edecek şekilde yapması kabul edilebilir değildir.
Sayfa 54
O günlerde, ellerim fazlasıyla meşgulken pek okuyamadım, ama en azından yere serdiğim, tutamaz ya da sofra örtüsü niyetine kullandığım gazete kağıtları beni eğlendirmeye yetti, hatta benim için İlyada vazifesi gördüler.
Sayfa 54
Bir sınıfın şatafatı başka bir sınıfın yoksulluğuyla dengelenir. Bir yanda saraylar vardır, diğer yanda düşkünler evi ve "sessiz yoksullar". Firavunların mezarı olacak piramitleri inşa eden sayısız insan sarmısakla beslenirdi, hatta kendileri doğru düzgün gömülmemiş bile olabilirler. Sarayın pervazlarını yapan taş ustası, geceleri muhtemelen yerli çadırından bile beter olan barakasına döner.
Sayfa 43
Medeniyet evlerimizi geliştirirken, o evlerde yaşayacak insanları aynı ölçüde geliştirmedi. Saraylar yarattı ama soylular ve krallar yaratmak o kadar kolay olmadı. Eğer medeni insanın uğraşları ilkel insanınki kadar değerli değilse, hayatının büyük kısmında yalnızca temel ihtiyaçları ve konforunu sağlamak için çalışıyorsa, o halde neden ilkel insandan daha iyi bir barınağa sahip olsun ki?
Sayfa 43