1980’li yıllarda, Kuzey İtalya’da yaşayan 17 yaşındaki Elio ile; babasının misafiri olarak, ailesinin yazlığına bir süreliğine kalmaya gelen 24 yaşındaki Amerikalı bir üniversite öğrencisi olan Oliver arasındaki güçlü aşkı konu alan kitap.
Ben ilk filmi izlemiştim ve her ne kadar beğensem de bazı şeylerin eksik kaldığını hissetmiştim. Kitabı okuyunca gerçekten öyle olduğunu fark ettim. Çünkü kitap, filmde olmayan bir sürü detaya sahip.
Kitabı Elio’nun gözünden okuyoruz. Duygu ve düşüncelerini tüm çıplaklığı ile bize sunuyor. O kadar saf, o kadar güzel bir aşka sahipler ki okurken içinizi bir huzur kaplıyor. Yazar duyguları çok ama çok güzel tasvir etmiş. Elio ve Oliver’ın arasındaki şey, kesinlikle bir yaz aşkından daha fazlası. Aralarındaki uyum ve bağın ne kadar özel olduğu çok güzel bir şekilde anlatılmış.
Acıları hafifletmenin amacı nedir? İlk olarak, acıların insanları kusursuzluğa götürdüğü söylenir. İkinci olarak ise, eğer insanoğlu acılarını haplarla ve damlalarla hafifletebileceğini öğrenirse, bugüne kadar onları hem her türlü kötülükten koruyan hem de onlara mutluluk bahşeden dini ve felsefeyi tümüyle terk edebilir.
Her türlü zorbalığın toplum tarafından makul ve yerinde bir gereklilik olarak karşılandığı, beraat kararı gibi her türlü merhamet göstergesinin toplumda tatminsizlik ve intikam duyguları uyandırdığı bir dünyada adaleti düşünmek gülünç değil midir?