“…İnsan doğası işte böylesine güçlüdür: Başka şansı yoktur, hayatının sorusu olarak gördüğü soruya bir cevap vermek ya da almak zorundadır.
Bu yüzden geri geldin ve ben de bu yüzden seni bekledim. Belki de bu dünyanın sonu geldi"
“Artık bir şey sormanın kymeti kalmadı" diyor. "İnsanın kendisinin bilmesi gereken şeyi bir yabancı ifşa edemez. Bilinmesi gereken, bütün bunların neden yaşandığı. Ve iki insan arasındaki sınırın nerede olduğu. İhanet sınırının. Bunu bilmek gerek. Ve bir de, bütün bunlarda benim suçum neydi?"
İnsan tanılara mutluluğun birazını geri ödemek istiyor. Çünkü tanrıların kıskanç oldukları bilinir; ve ölümlüye bir yıl mutluluk bahşettilerse, bu borcu derhal hesaba kaydedip hayatın sonunda tefeci faizi talep ederler. Fakat etrafımdaki her şey tamamen yolunda.
“…Ve birden hayat ona her şeyi veriyor, hem de avuç avuç; evlilik, bir yıl süren balayı seyahati, Paris, Londra, Roma, sonra Doğu, vahalarda geçen aylar, deniz. Tabii ki Krisztina aşık olduğunu sanıyor. Olmadığı, o zamanlar bile olmadığı sonradan ortaya çıkıyor. Sadece minnettar."