Sıra Çakal’daydı. Aldık ortamıza, yatırdık yere. Tekmeledik, vurduk böbreklerine, karaciğerine, midesine. Gömüldükçe ayaklarımız yumuşak ete güldük, el çırptık yerde para bulmuş mutlu bebekler gibi. Sonunda gözlerinin üstüne indirdi zinciri Aptalof; kör etti Çakalı’ı…