Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:
"Fâniyim, fâni olanı istemem.
Âcizim, âciz olanı istemem.
Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem.
İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim.
Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim.
Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim."
İki kardeşten. Biri evli ve çocuklu ; diğeri bekâr imiş. Bunlara harmanda buğday miras kalmış. Ortadan bölüşmüşler. Büyüğü gece karanlığında:
- Kardeşim bekar, evlenecek, ev bark sahibi olacak, diye kendi buğdayından ona hayli buğday aktarmış.
Bekar kardeş te, ağabeyinden habersiz:
- Ağabeyim evli ve çocuklu, yükü ağır, ben tek başımayım, diye kendi hissesinden epey bir miktar kardeşininkine aktarmış.
İşte isar hasleti... gerçek kardeşlik böyle olmalı.
Aslında bakarsanız bu adamlardan o kadar az sayıda var ki nesilleri tükeniyor. Bana kalırsa bundan sonra otuz kırk sene sonra "alfa erkek" diye bir şey kalmayacak ve sadece sırtlanlar yada hımbıl erkekler sahnede yerlerini alacaklar.