"Onları suçlayamazsın" diye bir cevap geldi. "Onlar da bizim gibiler ve onlar da yaşamak zorundalar. Senden daha ucuz fiyata çalışmayı kabul ettiği için bir adama kızamazsın."
Yorgunluk, karın doyurmayan maaşlar, işsizlerden oluşan koca bir ordu ve sayısız evsiz yurtsuz insan... Mevcut iş potansiyelinden daha fazla işçi olduğu sürece bu tablonun ortadan kalkması mümkün değil. Benim düşkünler evi, çivi ya da sokaklarda karşılaştığım insanlar, bu mekânlardaki yaşam biçimini "rahat döşek bulmak" olarak nitelendiriyorlar.
Buranın, birçok insanın sandığı gibi harabelerden oluşmuş bir şehir değil de kendi başına devasa bir harabe yığını olduğu söylenebilir. Nazik ve nezih insanların bakış açısıyla, her sokağı ayrı bir harabe(!) Burası aslında kimsenin çocuğunun yaşamaması, görmemesi, içinde konuşulanları duymaması gereken bir yer. Benim eşimin ya da sizin eşlerinizin hayatını geçirmesini istemeyeceğimiz bu sokaklar, aslında kimsenin eşinin yaşamaması gereken yerler. Çünkü burada, Doğu Yakası'nda, müstehcenlik ve vahşilik almış başını gidiyor. Özel hayat diye bir şey yok. İyi olan her şey, kötü olanlarca tahrip edilip bir yara halini alıyor. Masum çocuklar güzel ve şirindirler; ama masumiyet Doğu Yakası'nda daha çocuklar emeklemeden kaybedilen bir şey. Küçücük çocuklarla konuştuğunuzda onları en az kendiniz kadar kurnaz bulacaksınız.