Kitabı bitirdim ama kitapla savaşım bitmedi!
Kitabı beğendim mi?
Ya ben ne okudum. Gerçekten saçma sapan bir kitaptı. Bir umut olay örgüsü değişecek sandım ve okudum. Bir babanın kızına aşık olması ve intihar etmesi, sonrasında kızın ölürken bile ona kavuşmayı düşünmesi. Ya ben bu kitabı çözemedim ya da bu kitap bomboş bir kitaptı. Betimlemeler, kitabın teması her şey gayet iyiydi bunu inkar edemem ama yani neden ensest ilişki güzellemesi yapıldı ki? Baba hislerini anlamadı ve yediremedi intihar etti bunun olması onu masumlaştırıyor mu? Mathilda'nın sevgiye aç oluşunu anlıyorum ama yinede ölmeye yakın ki ruh halini anlamadım anlamıyorum. Bari anneni görmeyi arzu etseydin ya! Kitabın kasvetli oluşu, konusu, işleyişi her şeyi beni fazlasıyla rahatsız etti. Objektif olmaya çalışıp inceleme yapmaya çalışıyorum ama olmuyor. Sanırım uzun uzadıya bir araştırma yapmam gerekiyor. Anayurt Oteli sonrası sevmediğim bir kitap daha. İki kitabın mesajı veriş şekli, kurgusu, dili, betimlemesi her şeyi o kadar iyi ki... Ama yazmaya değer miydi? Bence değmezdi. İnsanın psikolojisini anlamak için illaki sapmaları ele almak ve bunu yazıp okuyucuya sunmak bence tuhaf bir çarpıklık.
Kitabı beğendim mi? Cevabını bilmiyorum açıkçası. Başı o kadar güzel o kadar güzeldi ki elimden bırakamıyordum. Olay örgüsü, işleyişi, konusu fazlasıyla güzel ve hafif bir o kadar sürükleyiciydi. Heyecanla okuyup heyecanla sonunu bekliyordum ama sonlara doğru 70/80 sayfa hiç sarmadı. Tekrarladı durdu. Yazık etti kitaba dedirtti. Sonra yine sonlarda baya heyecan yarattı ama birden kendimi Amerikan filmi izlerken buldum bilimkurgu, zamanlar arası geçiş heyecan, melankoli, direnme ve tatlı mutlu son... (En sevmediğim) Konusu itibarıyla intihara meyilli ve büyük çoğunlukla depresyonda olan Nora Seed'in intihar girişiminde bulunmasından önceki ruh halini ele alıyor. Nora Seed bir anda kendini geceyarısı kütüphanesinde bulup ve birçok hayatı deneyimleme fırsatı buluyor. Çünkü kahramanımızın, pişmanlıklarla dolu gördüğü bir hayatı var. Evet konusu çok güzel. Hatta çok çok güzel ama bir iticilik vardı ya onu çözemedim.:) Orada bulunan örtük, kitap arasında verilen kısım beni rahatsız etti. Tavsiye eder miyim ederim. Çünkü başı muazzam derecede güzeldi sonu kötü olsada. (Bana göre.) Aslında detaylı bir inceleme yazmak isterdim ama belki daha sonra düzenlerim. Şimdilik böyle olsun deyip kapatayım. Keyifli okumalar
Kitabı beğendim mi evet beğendim ama dili fazlasıyla ağır geldiği için nasıl yorum yapacağımı ya da kaç puan vereceğimi bilemedim açıkçası. Bir kaç benzer kitap okuduğum için elime alıp olup okuma cesareti gösterdim yoksa başka türlü bu kitabı okuyup anlamak benim için çok güç olabilirdi. Tolstoy'a ait böyle bir kitap olduğunu bilmek beni şaşırttı ve dili ağır olmasına rağmen bende okuma heyecanı yarattı. Açıkçası ben kitabı beğendim her kelimeyi tam anlasaydım belki çok daha detaylı bir inceleme yapabilirdim. Kitabın bir kısmı Türkçe'ye çevrilmiş diğer kısmı ise Osmanlıca olarak duruyor içinde. Bunun nedenini tam olarak anlamamakla birlikte:) ben kitabı beğendim ve hoşuma gitti diyebilirim. Genel olarak eşitlik ve ahiret düşüncesi üzerinde temellenmiş bir kitap. Beni rahatsız eden tek kısım yazım hariç bunun bir müslüman gibi çevrilmesi hiçbir kitapta doğru bulmadığım ve kitaba zarar verdiğini düşündüğüm bir kısım bu. Keşke orijinal dilindeki gibi kalınsaymış okuyunca onun Hristiyan olduğunu kavrasaydım ama işte buna izin verilmemiş. Evet ortak birçok şey olabilir ama bunun yazan yazarın bir kültürü ve kendine has bir yazma stili olduğu fazlasıyla göz ardı edilmiş. Bunun dışında güzel mi? Bence güzel bir kitap. Okunmalı mı? Okunmalı. Ama doğru yayın ve doğru çevirmen ile ve biraz daha sadeleştirilmiş şekilde. Keyifli okumalar.
Kitap beni sardı. Bir solukta okudum diyebileceğim bir kitap. Bazı yerlerini anlamlandırmakta zorluk çektim. Öncelikle bu adamın kızkardeşine olan sevgisi normal bir kardeş sevgisi miydi? Yoksa ilk sevdiği ve aşık olup hep olmasını istediği kişi miydi kardeşi? Ben bu sorulara bir cevap bulamadım. Kardeşine karşı düşüncesini sindiremezken 13 yaşında bir kıza karşı oluşan duyguların masumane bir şekilde dışa vurulması açıkçası beni baya bir düşündürtü. Bazı noktaları anlamakta baya zorluk çektim. Yalnızlığı ve hayata tek başına adım atma ve bu noktada seçim yapma konusunda yaşanılan o duygu bunalımını o kadar iyi anladım ki... Bir noktada sanki benmişim gibi hissettim. O denli duyguyu geçiriyor yazar.
Bu kitap bir başka şeyi çok daha net gösterdi. "Bireysel farklılıklar." Bazı insanlar, yaratılışı gereği narin ve hasas olabiliyor ve biz bu konuda fazlasıyla bencil ve düşüncesiz olabiliyoruz. Dünyanın onlar için ağır bir yer olduğunu göremiyor ve onları bizde daha çok eziyor ve iç bunalımın zirve yapması için her türlü fırsatı sunuyoruz.
Berger öldü mü ölmedi mi onu anlayamadım. Yakıcı Sır kitabından sonra sevdiğim başka bir kitabı oldu çünkü benim için kelimelerin vurgu gücü çok çok güçlüydü. Kitabı tavsiye eder miyim? Ediyorum galiba. Bu kitap; konusunu çokça tartışmak istediğim bir kitap oldu.
Kitap hakkında fikrimi belirtmek istiyorum ama aynı zamanda haksızlık etmek istemiyorum. Tuhaf bir ikilemde kaldım. Kitap güzel mi değil mi ikilemi. Kitabın çevirmenini görünce ekstra bir ilgim oluştu ve okunmaya değer olduğunu düşündüm. Konusu itibarıyla ilahi bir nida, övgü, sesleniş gibi. Yazar; "hem karısını hemde çocuklarını kaybettiği" bir zaman diliminde yazmış. Bunu öğrenince belki ben kitabın güzelliğini kavrayamadım diye bir sorguladım kendimi. Nobel ödüllü olması ayrıca beni şaşırttı. Evet hoşuma giden yerleri oldu sonunda bir zevk aldım kitaptan ama ilk defa kitapta kendimi kaybettim. Normalde bu tarz kitaplar beni bir şekilde bağlar ama öyle değildi. Halil Cibran'in Ermiş kitabı gibi ama bir o kadar o düzlemden uzak bir kitap. Tavsiye eder miyim bilmiyorum açıkçası. Kitabı, belki ben yanlış zamanda okudum ya da belki bana hitap etmedi. Yine de okuyan herkese keyif dolu okumalar dilerim.