....Arkadaşları, kapının neden açılmadığını öğrenir; sair donarak ölmüştür.
Şairin önünde bir kül yığını vardır; ısınmak için evde bulduğu pek çok eşyayı yakmıştır. Birden ayaklarının çıplak olduğunu görürler... Külü karıştırınca da yarısı yanmış bir ayakkabı tabanı bulurlar...
O an hepsinin bakışı odanın tüm duvarını kaplayan kütüphaneye yönelir. Kütüphanedeki tüm kitaplar yerinde durmaktadır. Rafların hiçbirinde, bir tek kitap alındığında , bir çocuğun ön dişinin boşluğu gibi duran karartı yoktur.
Şair, ayakkabılarını yakmış ama bir kitabını bile ateşe atmaya kıyamamıştır!