"Tıpkı bir rüya gibi, elinden hiçbir şey gelmeden kendi cenazesine eşlik ediyordu. Ne kadar bağırsa, tabutun içinde ve hâlâ canlı olduğunu haykırsa da kimsenin sesini duyduğu yoktu."
"Erkekler evlerinin kapısından küstah bir boşvermişlikle çıkıyor, işe giderken yanlarına sadece dosyalarını alıyorlardı. O ise tıpkı ağır kabuğunu sırtında taşıyan bir kaplumbağa gibi suçluluğunun yükünü gittiği her yere sürüklüyordu."