“Yürümek spor değildir”
Spor rekabet işidir.Yürümek bir çeşit inzivadır.İnsan ancak yürürken özgürdür,arınmıştır,güçlüdür.Yürümek prostestodur,isyandır,eylemdir,kaçmaktır.
Hız çağında yürümek dünyayı hissetmek için yavaşlamaktır.Yaşamak,uzun ince bir yol.Bu yolu hakkıyla anlamak için tefekkür gerekir.Tefekkürün bir anahtarı da yürümektir.
Her insanın içinde bir orman vardır bu ormana giden yol yürümekten geçmektedir.Nietcszhe,“Ormanlarda bolca yürüyorum ve muazzam sohbetler ediyorum kendimle” dememiş midir?Onu hem münzevi hem gezgin yapan eylem yürümektir.
Doğada düşünmek,doğayı düşünmek kendini aramanın belki de kendini bulmanın yoludur.
“Eserini yürüyerek yaratan yazarın prangaları yoktur.”(Sf:25)
Kütüphanelere hapsolmaz,başkalarının ışığında yıkanmaz.
“Nietzsche’ye göre ayak işitir.Zerdüşt’ün ikinci “dans şarkısı”nda okuruz bunu:”Ayak parmaklarım dinlenmek için dikiliyorlar çünkü dansçının kulakları ayak parmaklarındandır….Müzik hafifliğe davettir.”(sf:26)
Hız zamanı hızlandırır yavaşlılık zamanı uzatır daha uzun yaşıyormuş hissi verir.Zamanı hissetmek için en iyi pencere yavaş yürümektir.
Rimbaud’un yürüme tutkusunu bacağının yokluğu bile dindirememiştir kendisini sadece bir yaya olarak görmesi kaçma arzusundan kaynaklanmaktadır.O halde yürümek kaçma arzusunu dindiren bir ilaçtır Rimbaud için.
İnsanın kendini en kalabalık bulduğu eylem yürümekse kalabalıkla yürümenin kime ne yararı olur?
Rousseau için toplum bir hapishane,doğa özgürlüktür.İflah olmaz romantikliğini doğanın kollarında büyütmüştür.”Benim çalışma odam kırlardır.”(Sf:62)
“Bana seyyar bir yaşam gerek”(Sf:76)
Kütüphaneden çık kırlarda yaz.
Thoreu: Eğer bir şeyi senin yerine başkası yapıyorsa bu kârdır.Başkası senin yerine o eylemi yapamıyorsa bu yarardır.
Yarar ve kâr birbirinden bağımsızdır.Haz
Sadece elimizle yazarız evet, ama "sadece aya ğımızla" iyi yazarız. Ayak mükemmel, hatta belki de en sağlam tanıktır. Okurken öncelikle ayak "kulak kesiliyor" mu, buna dikkat etmemiz gerekir çünkü Nietzsche'ye göre ayak işitir. Zerdüşt'ün ikinci "dans şarkısı"nda okuruz bunu: "Ayak par maklarım dinlemek için dikiliyorlar çünkü bir dansçının ku lakları ayak parmaklarındadır" - okurken keyiften titriyorsa, derhal dışarrya, dansa davet edildiğindendir. Bir müzik eserinin kalitesini anlamak için ayağa güvenmelidir insan. Müzik ese rini dinlerken ayak ritme uymak, zıplamak istiyorsa bu iyiye işarettir. Müzik hafifliğe davettir. Bu açıdan Wagner'in müziği ayağı bunalıma sokar; ayak paniğe kapılır, ne yapacağını şaşı rır. Daha da fenası bitkinleşir, sürüklenmeye, bir o yana bir bu yana dönmeye başlar ve öfkelenir.