Hani bazı kitaplara geç kaldığınızı hissedersiniz ya, işte benim için bu kitap tam da öyleymiş yeni fark ettim. Okumakta çok geç kalmışım...
Khaled Hosseini'nin kitaplarından sonra beni bu kadar duygulan bir kitap daha olmamıştı, Şeker Portakalı ile tanışana kadar. Özellikle son sayfa...
Okumaya başlar başlamaz Zeze'nin tertemiz ve masum dünyası sizi içine çıkıveriyor zaten. Ama sonra Zeze'nin yaşadıkları ve hayallerinin katledilişi bir o kadar da üzüyor.
En acısı da, ilk basımı 1983 olan kitapta anlatılan bu hikayenin hâlâ yaşanıyor olması. Yıl 2020 ama hâlâ masum hayal dünyasından çekip çıkartılan, çabucak büyümek zorunda bırakılan çocukların olması... O rengarenk dünyadan kapkara, kötü "yetişkinler" dünyasında yaşamak zorunda bırakılmaları...
Zeze'nin son cümlesinde ".. Hakikatende sevgili Portuga bana her şeyi çok erken anlattılar." dediği gibi yapmasak keşke. Çocuklara her şeyi bu kadar erken anlatmasak.. Yetişkinlerin dünyasında yaşamak zorunda kalmasalar, ne güzel olurdu...