Hoşlandığımız bir kişiyle bir ilişkiye girdiğimizde genellikle bu kişiden neden hoşlandığınız konusunda gerekçeler bulmaya çalışırsınız. Sadece görmek istediğinizi görür ve o kişiyle ilgili hoşlanmadığınız şeyleri yadsırsınız. Haklı olmak icin kendinize yalan söylersiniz. Sonra da varsayımlarda bulunursunuz. Bu varsayımlardan biri şudur: "Sevgimle bu kişiyi değiştirebilirim." Ama bu doğru değildir. Sevginiz hiç kimseyi değiştiremez. Eğer biri değişiyorsa değişmeyi seçtiği içindir, sizin onu değiştirebilme gücünüzden değil.
İlişkide varsayımlar kavgalarımızın, zorluklarımızın, sevdiğimizi iddia ettiğimiz kişileri yanlış anlamamızın nedenidir.
Her türlü ilişkide başkalarının bizim nasıl düşündüğümüzü bilmeleri gerektiğini, bu yüzden bizim istediğimiz şeyleri tahmin edebileceklerini varsayarız. Ama isteklerimiz otomatikman yapılmadığında, beklentilerimiz gercekleşmediğinde kırılır, incinir, üzülür "Bunu bana nasıl yapabildin?Bilmeliydin" diye düşünürüz.
Varsayımlarda bulunduğumuz yetmiyormuş gibi partnerimizin istediğimiz şeyi bildiği halde yapmadığını da varsayarız ve üst üste binen varsayımlarla kocaman bir drama yaratırız.
İlişkilerimizde varsayımlarda bulunmak problemlere davetiye çıkarmak demektir. Genellikle partnerimizin bizim ne düşündüğümüzü bildiğini varsayar ve ne istediğimizi söylemenin gerekli olmadığını düşünürüz. Partnerimizin bizim istediğimiz şeyi yapacağını, çünkü onun bizi çok iyi tanıdığını varsayarız.Eğer bizim beklediğimiz gibi davranmazsa buna çok alınır ve inciniriz. "Ne istediğimi bilmeliydin" diye de şikayet ederiz
Gerçeği duymaya cesaret edemediğimizde ya da açıklama istemekten korktuğumuzda varsayımlarda bulunuyoruz. Sonra da varsayımlarımızın doğru olduğuna inanıyoruz.Bu inançlarımızla varsayımlarımızı savunarak, başkalarını yanlış ya da haksız kılmaya çalışıyoruz. Soru sormak daima varsayımlarda bulunmaktan iyidir