"İkiye bölünmüş olmanın iyi tarafı şu ki Pamela, yeryüzündeki her erkeğin , her kadının, her şeyin kendi eksikliği konusunda duyduğu acıyı anlıyorsun. Bütünken anlamıyordum, dört bir yana ekilen acıların, yaraların arasında, bütün olmayan birinin inanma yürekliliğini gösterebileceği bir ortamda sağır, iletişimsiz deviniyordum. Sadece ben değil Pamela, ben bölünmüş, parçalanmış bir varlığım, ama sen de, herkes de."
Yeşile çalan bir şafak söküyordu; çayırda, karalar giymiş iki düellocu, kılıçlarını çekmiş duruyorlardı. Cüzamlı borusunu öttürdü, işaretti bu; gökyüzü gerilmiş bir zar gibi titreşti, yedi uyuklayanlar mağaralarında tırnaklarını toprağa geçirdiler, saksağanlar kafalarını kuyruklarının altından çıkarmaksızın, koltukaltlarından bir tüy kopartıp canlarını yaktılar ve engerek kendini dişledi ve eşek arısı iğnesini taşta kırdı ve her şey kendisine karşı çıkmaya başladı, su birikintilerinin kırağısı buz tuttu, likenler taş kesildiler, taşlar liken oldu, kuru yaprak toprağa dönüştü, yoğun ve sert bir zamk ağaçları ayrım gözetmeden öldürmeye başladı. İnsan, iki elinde de bir kılıç, kendi kendisiyle çatışıyordu.