Hayatın en büyük mutsuzluğu, birinin kendini aptal ve değersiz hissetmesidir. Kimse aptal doğmamıştır. Kimse aptal doğamaz. Çünkü biz bir varoluştan geliyoruz. Varoluş, saf zekadır. Dünyaya geldiğimiz zaman, bu varlıktan bir çeşni, bir tat taşırız. Ama toplum anında üzerine atlar. Manipülasyona başlar. Öğretir, değiştirir. Keser, biçer. Ve bir süre sonra, kendi formunu kaybedersin. Toplum senin itaatkar, sıradan ve tekdüze olmanı ister. Zekan işte böyle yok edilir.
Zeka, başkalarını taklit ettikçe ölür. Eğer zeki kalmaya devam etmek istiyorsan, başkalarını taklit etmeyi bırakmalısın. Zeka, kopya çekerek intihar eder. Diğer insan gibi olmanın nasıl bir şey olduğunu düşünmeye başladığın zaman zekanı kaybedip, aptallaşıyorsun. Kendini bir başkasıyla kıyasladığın zaman, bütün doğal potansiyelini kaybediyorsun. Artık hiçbir zaman mutlu olamazsın
Akıl çok ağır bir şeydir, zeka daha bütünseldir. Akıl ödünç alınır, zeka ise kişiye aittir. Akıl mantıklı ve rasyoneldir; zeka mantıktan öte bir şeydir. Mantık ötesidir, sezgiseldir. Akıllı insanlar sadece tartışma ile yaşar. Tartışmalarla belirli bir noktaya gelebilirsin ancak bunun ötesine geçmek için önsezi gereklidir.
Sezgi söz konusu olduğu zaman detayların hiçbir önemi yoktur çünkü sezgi asla tekrarlanmaz. Detaylar ancak mantık söz konusu olduğu zaman anlam kazanır; o yüzden mantık insanları her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrenmek ister.