Adam ona kendisini sevip sevmediğini sormaya cesaret edemedi, insanın kendisini, bir yabancıya son parça ekmeğini verir gibi vermesi aşktan da öte bir şeydi.
"Hiçbir zaman bir yerde olup da başka yerde olamadığın için pişmanlık duyma veya bir şey yapabilecek durumda olup da yapmadığın için. Bu doğru değil. Onu yapmadın, çünkü yapmana imkân yoktu. Her şey sonuçlandıktan sonra anlam kazanıyor. Daha önce değil. Her zaman ile her yer, yolun sonuna gelince, hiçbir zaman ile hiçbir yerle aynıdır. Pişmanlık yok, unutma."
İçimde söylemek istediğim çok şey var sanırım. O kadar fazla ki. Kafamdakileri gerçek anlamda aktarmanın yollarını bulamıyorum. Bazen sanki tüm dünya, tüm yaşam, her şey gelip kafama doluşuyor ve sözcüleri olmam için bağırıp feryat ediyor. Ne kadar... Ah, tarif edemiyorum... Ne kadar fazla olduğunu hissedebiliyorum ama konuştuğum zaman bir çocuk gibi lafı ağzımda geveliyorum.