Demircan Baran

Demircan Baran
@DemircanB16
"... Bu adam bir phil-Hellene (Yunan-sever) olarak Yunanistan'a gitti ve Türklerle üç yıl savaştıktan sonra Türkiye'ye gitti ve aynı Türklerin Hayranı oldu. İslamiyete delicesine hayran olmuş, şiarı şöyle: Eğer bir Kalvinist olmasaydım yalnızca Müslüman olabilirdim. Türkler, özellikle Osmanlı İmparatorluğu Döneminin Türkleri, istisnasız dünyadaki en mükemmel millettir. Türk dili, dünyadaki en mükemmel ve en melodili dildir. Bütün bu barbarlık, zulüm ve saçmasapan kibir lafları basit olarak Avrupalıların Türkiye hakkındaki cehaletinden ya da Rum dragomanların bilinçli kara çalmalarından kaynaklanıyor. ... Tek kelimeyle, yalnızca Türk beyefendidir ve özgürlük yalnızca Türkiye'de vardır.
Sayfa 154 - Türkiyeden kasıt dönemin Osmanlısıdır·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"... Eğer İşçilerin Parlamentosy bu düşünceye sadık kalırsa, geleceğin tarihçisi 1854 yılında İngiltere'de iki parlamento olduğunu yazacaktır: Londra'daki parlamento ve Manchester'deki parlamento; zenginlerin parlamentosu ve ve yoksulların parlamentosu. Ama gerçek adamlar, efendilerin parlamentosunda değil fakat yalnızca işçilerin parlamentosunda toplanıyorlardı."
Sayfa 152 - Marx'ın 9 Mart 1854 tarihinde yapılan İşçi Parlamentosu'na gönderdiği mektuptan·Kitabı okudu
Alıntı
Çok yorgun olduğu ya da herhangi başka bir entelektüel yoğunlaşma için sinirlerinin çok gergin olduğu zamanlarda kendisini saf matematiğe cebirdi ve evrakları arasında, eğer rivayet doğru ise, karısı ölüm döşeğindeyken zihnini dağıtmak amacıyla yazdığı kalkülüs üzerine bir tez yer alıyordu
Sayfa 119·Kitabı okudu
Alıntı
Korkunç koşulların varlığına rağmen, 28 Dean Street'teki evlerine egemen olan huzur, Marx'ın başarılarının en takdire değer olanlarından birisidir.
Sayfa 118·Kitabı okudu
Alıntı
"..İnsana özgü işlerdeki her hareket zorunlu olarak toplumsaldır. Birbirini izleyen her toplum biçimi, zaman süreci içinde kendi inkârlarını doğuruyor; bu inkâr sınıf savaşı silahı aracılığıyla müspet olanı yok .ediyor ve bu çatışmadan, Hegelci tez, antitez ve sentez ardışıklığını izlemeye mahkum yeni bir müsbet doğuyordu. Böylelikle feodalizm kendi antitezini üretiyor, ortaya çıkan ve onu yok eden burjuvazi, sentez süreci içinde yeni bir burjuva toplumu yaratıyordu. Burjuva toplumu, kendi antitezi olan proletaryayı üretiyordu ve proletarya burjuva toplumunu ortadan kaldırarak kendi kaderine hakim olmak zorundaydı ve bu mücadeleden, sınıfsız bir toplum olan sentez çıkacaktı."
Sayfa 100·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam