Demircan Baran

Demircan Baran
@DemircanB16
Ele aldığım dönemin (ilk beş yılın) İKG’nin ve Şefik Hüsnü liderliğindeki TKP’nin göze çarpan bir diğer özelliği de yayınları aracılığıyla canlı bir teorik ve siyasi üretim gerçekleştirmeleridir. Oysaki bu dönemdeki Türkiyeli komünistler pek çok kişi tarafından “Marksizm’i yeterince bilmemekle” eleştirilir. Elinizdeki yazının bu kanıyı değiştirmekte katkısı olmasını umuyorum.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Cumhuriyet’in kurulmasının ardından gelen “kuruluş” sürecinde de TKP’nin tartıştığı başlıca konular yeni iktidarın sınıfsal olarak değerlendirilmesi, eski rejimin unsurlarına ve İslamcı hareketlere karşı Hükûmet’in yıkıcı ve devrimci politikalarının desteklenmesi, sendika hakkı gibi işçilerin temel örgütlenme haklarının tanınmasının sağlanması ve işçi direnişleriyle grevlerin bastırılması karşısında neler yapılması gerektiği olmuştur. Ele aldığım dönemin sonunda ise köylülük meselesi, yoksul köylülerin toprak sorunu ve Kürt isyanları, TKP’nin gündeminin baş sıralarına yerleşmiştir.
Sayfa 45 - 45 ve 46. sayfalar·Kitabı okuyor
Tarih
Buraya kadar gördüklerimizden iki önemli tespit yapabiliyoruz. Bunların ilki, daha Akaretler Kongresi sırasında bile TKP içinde işçiler ve aydınlar arasında keskinliğini tam olarak saptayamadığımız bir gerginlik olduğudur. Ancak işçi üyelerin hoşnutsuzluğuna sebep olan kişilerin eleştiri oklarına daha çok Şefik Hüsnü ve Sadrettin Celâl gibi, neredeyse tüm etkinliklerini Komintern’le ilişkiler ve yayın alanlarına özgü olanların hedef olduğunu, Aydemir gibi işçilere yönelik ve işçiler arasında çalışan, dolayısıyla Parti içerisindeki konumu ve işlevleri işçi-aydın çerçevesinde açıklanamayacak birinin bu eleştirilerin dışında kaldığını varsayabiliriz. Bu kanımızda yanılmıyor olmamız durumunda Aydemir’e haksızlık edildiğini kabul etmemiz gerekir. Aydemir örneğinden yola çıkarak yapabildiğimiz ve kanımızca daha önemli olan ikinci tespit ise, Parti üyelerini “işçiler ve aydınlar” biçiminde kesin bir çizgiyle iki gruba bölmenin çok indirgemeci bir bakış açısının dışavurumu olduğudur. Nitekim Aydemir, fakir bir bahçıvanın oğlu olması ve öğretmen okulunda okurken yaz tatillerinde Doğu Trakya köylerinde harman makinasi muavinliği, âşar yazıcılığı ve köy kâtipliği yapmış olması gibi veriler de göz önüne alındığında, Antonio Gramsci’nin “organik entelektüel” tam karşılık geliyordu, ama TKP’deki rolü daha sonrasının koşulları altında, anakronik olarak değerlendirildi.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Tarih
Dolayısıyla bu iki anlatı birlikte ele alındığında çıkan sonuç, TKP içinde işçilerle aydınlar arasında o dönemdeki keskinlik derecesini bilmediğimiz ama abartıldığını düşündüğümüz bir gerginlik yaşandığı, aydınların da aralarında Ankara’daki rejime destek verip vermeme veya ne dereceye kadar destek verme konularında bir görüş ayrılığı bulunduğu yönündedir.
Sayfa 43·Kitabı okuyor
Tarih
Birçok yerlerde işçiler arasında toplantılar yapılıyor ve bu yerlere Şefik Hüsnü’nün gitmesi ve liderlik gövde göstermesi yapması isteniyor, fakat Şefik Hüsnü bu gibi iştiraklerden kaçınıyor ve bu yüzden komite toplantılarında Elektrikçi Nuri, Vanlı Kâzım ve Salih Hacıoğlu tarafından devamlı şikâyetlere ve tenkitlere uğruyordu. Şefik Hüsnü arkadaşımız Münevver arkadaşlarıyla bol bol konuşur ve sohbet eder de, davasını gütmekte olduğunu iddia ettiği işçiler arasına girmekten neden çekiniyor, diyorlardı. Ayrıca, kendi Münevver arkadaşları arasında da bir çatışma vardı. Vedat Nedim, Şevket Süreyya ve diğerleri de aralarında Burjuva ve Milliyetçilik meselelerinde tartışıyorlardı
Sayfa 43·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam