Birgün Allah peygamberleri çağırıp sormuş, saadet nedir demiş. Herbiri kendilerine göre cevap vermişler. Musa: "Arz'ı mev'uda gitmektir ; isa : bir yanağına vurana ötekini uzatmaktır .Buda ; Hayatta hiçbir arzusu olmamaktır, yollu şeyler söylemiş. Sıra Hz. Muhammed'e gelince "Saadet hayatı olduğu gibi kabul etmektir." demiş .
Şehbenderzade Ahmet Hilmi'nin eseri Amak-ı hayal ( hayalin dibi) kitabı
Ömrünün bu en güzel gecesini, ömrünün bu en korkunç gününün takip etmesi mi mukadderdi? Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran husler ve üzüntüler?...Yusuf bunlara alışık değildi. Vaziyeti onu o kadar sıkıyordu ki bir arşın eninde ve boyunda bir kafesin içine kapatılmış gibi çırpınmak arzusu duyuyordu.
Baştan sona, boğazımda bir ağrı hissederek okudum kitabı. Her an Yusuf derin uykusundan bir uyanışa geçecek gibi hissettim. İlk sayfalardaki yusufa yüklenen" yaşama karşı dirençli " profili zaman içerisinde aciz bir karaktere dönüştü sanki. Ve onun adına acı çektim her satırda. Taşra dan büyük şehire kadar her yerde , iktidar ile o yörenin mali durumu yüksek (ileri gelenleri ) arasındaki uyumlu iletişim oldukça güzel anlatılmış. Okurken iliklerime dek hissettim adaletsiz iletişimi.
Kübra karakteri ile yusufun yolunun tekrar kesişeceği umudu ve izlenimi ile son satırlara geldim. Kübra ile ilgili beklentim boşa çıktı. Genel anlamda kitabı beğendim.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,7bin okunma